Fikir ve Analiz Siyonist işbirlikçisi BAE: “Avrupa'da camiler daha sıkı kontrol edilmeli”



ID:76107
Yayınlanma:
10 Haz 21

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz 2017 yılında ülkesinde "Siyasal İslam'a" kesinlikle izin vermeyeceklerini açıklarken herkes bunun nerden çıktığını merak etmişti. Meğer bunun da arkasında Siyonist işbirlikçisi BAE varmış. BAE Avrupalılara bazı tavsiyeler vermiş..

2017’de BAE Hoşgörü Bakanı “Almanya’daki camilerin daha sıkı kontrol edilmesi gerektiğini” savundu. BAE Bakanı Şeyh Nahyan, Avrupa hükûmetlerinden “Avrupa’da da (tıpkı Arap dünyasında olduğu gibi galiba!) bir şeylerin olması, değişmesi gerektiği çağrısında bulundu. Şeyh Nahyan’a göre Avrupa kıtasındaki ülkeler “bu insanlara” kendi camilerini ve cemaat merkezlerini kurmalarına izin vererek fazla iyi niyetli yaklaşmışlardı." 

BAE'nin bu girişimleri sonucu Avrupa'da "siyasal İslam'ı" (aslında İslam'ı ve müslümanları) hedef alan demeçler, kitaplar, yayınlar ve devlet politikaları birbirini izledi... Zira BAE’nin Avrupa’daki Müslüman vatandaşlar ve kurumlar hakkında neden olumsuz açıklamalarda bulunduğu ve bu “bir şeylerin” çoktan gerçekleşip gerçekleşmediği sorgulanmalı...

İslam Tartışmalarının Yeni Hayaleti: “Siyasal İslam”

İslam tartışmalarının yeni odak noktası “siyasal İslam”. Bu kavramdan hareketle bir taraftan somut siyasi adımlar atılırken kavramın tam olarak ne anlama geldiği sorgulanıp tartışılıyor.

Avrupa toplumları İslam ve Müslümanlara geçmişte olduğu gibi bugün de siyasi bir perspektiften bakıyorlar. İslam ilahiyatı veya Müslümanların günlük yaşamından daha çok siyasi konular ilgi çekiyor. Nitekim basına yansıyan İslam’la ilgili sosyopolitik konular müthiş bir ilgi görüyor. İslam’ın özü ile ilgili olan tartışma tüm İslam söylemini kapsıyor.

İslam ve İslam’ın siyasetle olan ilişkisi medyaya bu kadar çok yansıyınca, İslam’ın kamuoyundaki algısı da elbette bundan etkileniyor. Ve İslam, gazeteci-yazar Ralph Giordano’nun ifadeleriyle “salt siyasi bir din”1 gibi yansıtılıp algılanıyor. İslam’ın dinî karakteri hasır altı edilerek ortaya eksik bir temsil çıkartılıyor ve böylece İslam sadece siyasi alanın sınırları içerisinde tanımlanıyor. Kısacası ortaya “İslam siyasettir ve siyaset yapar”2 gibi bir düşünce çıkıyor. “Siyasal İslam” işte bu şekilde bir çatışma kavramına dönüşüyor ve İslam’ın kendisi, özü ve yapısı hakkındaki tartışmaların ayrılmaz bir parçası oluyor.

“Siyasal İslam” kavramı günümüz tartışmaları sırasında icat edilmiş bir kavram değildir. Bu kavramın otuz yılı aşkın bir geçmişi var ve genelde de İslam ve/veya Müslümanları ilgilendiren sosyopolitik ya da sadece politik bağlamlarda kullanılıyor. İslam tartışmalarında yıllardır baskın olan “Selefist”, “cihatçı” (Alm. “Dschihadismus”), “İslamcı” (Alm. “Islamist”) gibi kavramlar bugün önemini kaybederken “siyasal İslam” müsrif bir kullanıma maruz kalıyor. Bunun nedeni “Selefist”, “cihatçı” ya da “İslamcılar”ın ortadan kalkması değil elbette. Bunun nedeni “en büyük yaygaranın bir süredir siyasal İslam için koparılması.”3

“Siyasal İslam” kavramının anlam katmanları ve referans alanı da bir anlam kayması yaşandığını açıkça gösteriyor. “Siyasal İslam” kavramı uzun süre “İslamcılık” (Alm. “Islamismus”) anlamında ve neredeyse sadece yurt dışındaki olgu ya da yapıları açıklamak amacıyla kullanıldı. Bugün ise “siyasal İslam” kavramı “büyük ölçüde Almanya ve Avrupa’yı ilgilendiren” spesifik bir olguyu tanımlamak üzere kullanılıyor. Ayrıca “bu ülkelerde kurumsal olarak yapılanmış Müslümanların aktiviteleri, yani Müslüman dernekleri de”4 bu kavramın içeriğine dâhil ediliyor. “Siyasal İslam”ın yeni referans alanı “Selefistler”, “İslamcılar” ve “cihatçıların” dâhil olmadığı grupları ve girişimleri de kapsıyor. Kavramın sivri uçlarının törpülenmiş olması, birçok grup ve girişimin kavrama dâhil edilebilmesine imkân sağlıyor.5

“Siyasal İslam” Nedir, Ne Değildir?

“Siyasal İslam” kavramını son yıllarda ortaya çıkaran sürecin Kasım 2016 CSU (Hristiyan Sosyal Birliği) Parti Kongresinde başladığını söyleyebiliriz. O zamanlar “siyasal İslam” kavramı “zamanımızın en büyük meydan okuması” olarak tanımlanıyordu. Kasım 2016 tarihli “DIE ZEIT”6 gazetesinde İslam bilimci Gudrun Krämer kavramın “ayırıcı bir özelliğinin olmadığını” ve kullanılmasının hatalı olduğunu ifade ediyordu. Krämer’a göre bu şekilde kullanıldığında “İslam’a ve belirli Müslümanlara göre gayri ahlaki kabul edilen her şey bu kavram altında toplanıyor: Halka açık yüzme havuzlarında kadınlar için ayrı saatler talep edilmesinden Almanya’da minarelerin yükselmesine; Nijerya’da terörist Boko Haram şiddetinden Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ulusalcı emellerine kadar… Bu belirsizlikte kavram tamamen kullanılamaz hâle de geliyor. Her yerde olan ve hiçbir yerde bulunamayan bir canavar resmi çiziliyor.”

“Siyasal İslam” kavramının yeniden tanımlanması farklı soruları da beraberinde getirir. İslam bilimci Lohlker kavramın kamuoyuna belirgin sınırları olmadan sunulmasını eleştirmektedir: “Kavramı ne kadar tanımlamaya çalışsam da dört başı mamur bir tanıma ulaşamadım. Hakikaten biri bana siyasal İslam’ın ne olduğunu açıklasa keşke!”7 Prof. Lohlker kavramın içerik katmanlarına dikkat çekerek tanımlamanın net bir şekilde yapılmasını tavsiye eder: “(Bu kavramla) kastedilen demokratik İslam mıdır? Öyle olmasını çok isterdim. Ama kimse böyle bir şey iddia etmiyor. O zaman kastedilen İslam’ın aşırıcı bir yapıya mı sahip olmasıdır? Öyleyse de aşırıcı İslam’dan bahsetmek gerekir, siyasal İslam’dan değil.”8

Viyana’da Kasım 2020’de gerçekleşen terör saldırısından sonra Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, hükûmetinin “kendileri terörist olmayan, ancak terörizmin neşvünema bulmasına zemin hazırlayan kişilere karşı tedbir alabilmek için siyasal İslam’ı cezai eylem kapsamına” almayı planladıklarını açıkladı. Bu söylemle bir terör saldırısı ya da terörün kendisi ile “siyasal İslam” kavramı arasında doğrudan bir bağlantı kurulmuştur. Avusturya hükûmetinin terör saldırılarından birkaç ay önce, 2020’nin yaz aylarında “Siyasal İslam Takip Merkezi”ni (Alm. “Dokumentationsstelle Politischer Islam”) kurduğunu da hatırlatmadan geçmeyelim. Merkezin bilimsel kurulunun başkanı ise liberal İslam ilahiyatçısı Mouhanad Khorchide olmuştur.

“Siyasal İslam”ın cezai eylem statüsüne alınma planı haklı olarak sert bir şekilde eleştirildi. Prof. Lohlker endişelerini, “Bunu mahkemeye nasıl taşıyacaklar inanın bilmiyorum. Belirli fikirleri temsil eden bir terörist ve bir propagandacı hakkında mahkeme nasıl aynı kararı verecek, aklım almıyor!”9 diyerek ifade etti. Planlanan girişimle artık eylemler değil, düşünceler cezalandırılacak ve bu hükmü vermenin belirsizliği ve muğlaklığı “siyasal İslam” kavramı ile harika bir uyum gösterecektir; kavram her ne kadar “tüm eleştirilere rağmen kaç yıldır etkileyici bir kariyerle ilerleyen Sebastian Kurz’un kendi icadı olmasa da.”10

Almanya’da “siyasal İslam” kavramı “İslami siyasi girişimlerin sadece sorunlu yönlerine”11 odaklanmaktadır. “Almanya’nın Stres Testi: Siyasal İslam” (Alm. „Politischer Islam. Stresstest für Deutschland”) kitabında etnolog Susanne Schröter konu hakkındaki görüşlerini ifade etmektedir. Schröter bu kavramın “siyasal alanı totaliter bir şekilde düzenlemeyi” ve “İslami normların toplum, kültür, siyaset ve hukukta belirleyici olmasının amaçlandığını”12 söylemektedir.

Koalisyon hükûmeti politikacılarından Winfried Bausback ve Carsten Linnemann 2019’da “Siyasal İslam Almanya’ya Ait Değil” (Alm. “Der politische Islam gehört nicht zu Deutschland”) ismiyle bir antoloji yayınlandı. İki siyasetçiye göre de siyasal İslam “Batılı yaşam biçimini düşmanca gösteren ve özgür-demokratik hukuk düzenimizi alt etmeye çalışan”13 bir görüşü temsil ediyor. Bu ifadelerden de görüldüğü gibi “siyasal İslam” kamuoyuna mutlaka durdurulması gereken; durdurulmamasının düşünülemeyeceği bir tehlike gibi telkin ediliyor. Görünürde Müslümanların siyasi katılımı ne kadar talep edilse de onlara altta yatan gizli bir amaçları, sistemi devirme arzuları varmış gibi muamele edilmektedir. Bu metinlerin çoğunda “topluca nüfuz sağlamak”, “değiştirmek”, “alt etmek”, “maske”, “paralel toplumlar” gibi bu söylem örüntüsünü ispatlayan kelimeler bulunur. Bu suçlamaya göre bazı Müslüman dernekleri “düşürülmesi gereken maskeler” takmışlardır.14 İslami cemaatler de bu kampanyayla gözetim altındadır. İslam bilimcisi Christian Meier’a göre bu tutum “aşırı eleştirel veya alarm vericidir.” Gudrun Krämer ise “Müslüman organizasyonlara atıfla kullanılan siyasal İslam kavramının çoğunlukla olumsuz ve karalama amaçlı”15 olduğunu söyler.

Prof. Lohlker kavramın içine AKP Türkiyesinden başlayarak ez-Zevahiri ve el-Kaide’ye kadar A’dan Z’ye her şeyin boca edilmesini reddeder. Lohlker “yarın tekrar gündeme geldiğinde, hangi amaç ve hangi anlam ile kullanılacağını bilemediğimiz bu kavramın” kamuoyundaki temsilinin sorunlu olduğu fikrindedir.

Diğer taraftan liberal İslam teoloğu Mouhanad Khorchide siyasal İslam’ı “egemenlik ideolojisi” olarak, “İslam adına egemenlik talep eden insan düşmanı bir ideoloji” olarak tanımlar. Bu düşünceye göre din, inananları manipüle edecek şekilde araçsallaştırma işlevi görmektedir.

Küresel Olguların Sorgusuzca İthali

Tüm bu açıklamalardan sonra da görüyoruz ki bu kavramın referans alanı muğlaktır. Zira güç elde etmek için siyasi alanda faal olmak insan düşmanı bir ideoloji değildir. Ki kanaatimce Khorchide’nin tanımlama denemeleri ve söylem örüntüsü Avrupa’daki duruma aslında uymamaktadır. Ya da Korchide aslında diğer Müslüman ülkelerde ve yapılarında görülen olguları kayıtsızca Avrupa’daki duruma ithal etmek ve elbette oradaki olumsuz çağrışımlarını da Avrupa’da kullanmak istemektedir.

2011 Arap Baharı ile İslamcı yönelime sahip parti ve grupların yükselişe geçtiğini biliyoruz. Bazıları siyasi hayata katıldı ve güç elde etti. Avrupa’daki Müslüman azınlığın da buradaki toplumlar üzerinde nüfuz sağlamak için benzer şekilde davrandığını iddia etmek ise bence absürt ve eksiktir. Bu tutum Müslüman vatandaşların Avrupa toplumlarındaki siyasi girişimlerini kriminalize etmek ve tüm Müslümanları şüphe altında bırakmaktır.

Arap dünyasındaki olayların ve Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirliklerinin Arap Baharından itibaren “siyasal İslam”a karşı açık bir şekilde mesafeli duruşlarının bazı Avrupa ülkelerindeki durumu etkileyip etkilemediğini ise bulunduğumuz yerden tespit etmek mümkün değil. “Siyasal İslam” profilinin her yönüyle ortaya çıkartılması sırasında kullanılan kelimelerin, tanımlama çabalarının, taktiklerin ve gözetime tabi tutulan organizasyonların birçok açıdan Arap dünyasında yaşananlarla benzer olması da ayrıca dikkat çekicidir. Olayların zamansal sıralaması ile “siyasal İslam” kavramının 2016’da başlayan serüveni arasında kesişmeler ve bağlantılar olduğu görülmektedir. BAE’nin örneğin 16 Mayıs 2014’te terör organizasyonu olarak kabul ettiği örgütlerin bir listesini yayınladığını; bu listede Avrupa’da bulunan bir dizi İslami kurumun da bulunduğunu gözden kaçırmamalıyız. Bu liste ile BAE sadece Arap dünyasındaki “siyasal İslam”a karşı değil, Avrupa’daki “siyasal İslam”a da karşı olduğunu göstermiş oldu. 2017’de örneğin BAE Hoşgörü Bakanı “Almanya’daki camilerin daha sıkı kontrol edilmesi gerektiğini” savundu.16 Almanya’daki “İslamcı saldırıların” nedeni BAE bakanına göre “Avrupa’daki camilerin kontrolünün ihmali”ydi. BAE Bakanı Şeyh Nahyan, Avrupa hükûmetlerinden “Avrupa’da da (tıpkı Arap dünyasında olduğu gibi galiba!) bir şeylerin olması, değişmesi gerektiği çağrısında bulundu. Şeyh Nahyan’a göre Avrupa kıtasındaki ülkeler “bu insanlara” kendi camilerini ve cemaat merkezlerini kurmalarına izin vererek fazla iyi niyetli yaklaşmışlardı. Ayrıca “dinî önderlerin de eğitimden geçmiş, İslam’ı öğrenmiş ve bir diplomaya sahip olmaları gerekiyor”du.17

BAE bakanının “bu insanlar” ile tam olarak kimi kastettiği ve BAE’nin Avrupa’daki Müslüman vatandaşlar ve kurumlar hakkında neden olumsuz açıklamalarda bulunduğu ve bu “bir şeylerin” çoktan gerçekleşip gerçekleşmediği, tıpkı “siyasal İslam” gibi muğlak kalmıştır. Zira öyle görünüyor ki, kavramın ne anlama geldiği çok da önemli değil; asıl önemli olan kavramla ne yapıldığı ve yapılabileceği.

(Dr. Mohammed Saif, Çeviri: perspektif)
Dil bilimci olan Dr. Mohammed Saif, İslami kavramların Alman dilindeki kullanımı ve bu kullanımın kültürlerarası iletişime etkisini araştırmaktadır.

____________________________
Dipnotlar
1.  Kölner Stadtanzeiger, 21.06.2007
2. Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ), 06.06.2007
3. Kşr. Christian Meier, “Was ist eigentlich ‚politischer Islam‘?”, FAZ, 16.01.2021
4. Christian Meier, “Was ist eigentlich ‚politischer Islam‘?”, FAZ, 16.01.2021
5. Krş. Ali Mete, “Der ‚politische Islam‘ – ein Kampfbegriff”, https://www.islamiq.de/2019/06/23/politische-islam-ein-kampfbegriff/
6.  Katharina Schuler, “Hier wird ein Monster kreiert”. Zeit.
7. Prof. Lohlker ile “ZIB Nacht” programında söyleşi, 11.11.2020, https://www.youtube.com/watch?v=eo0ZZfbsIh8
8. a.g.e.
9. a.g.e.
10. Hannes Leitlein, FAZ, 16.11.2020
11. Kşr. Christian Meier, “Was ist eigentlich ‚politischer Islam‘?”, FAZ, 16.01.2021
12. a.g.e.
13. a.g.e.
14. Hannes Leitlein, FAZ, 16.11.2020
15. Kşr. Christian Meier, “Was ist eigentlich ‚politischer Islam‘?”, FAZ, 16.01.2021
16. Emiratischer Minister für schärfere Moschee-Kontrollen in Deutschland, Der Tagesspiegel.
17. a.g.e.