Yemen Yemen'in merkezindeki Nasr al-Mubin operasyonunun özellikleri ve önemi



ID:77458
Yayınlanma:
16 Tem 21

Yemen ordusu ve halk komiteleri el-Beyza vilayetinde Nasr al-Mubin Operasyonunu başarıyla gerçekleştirdi. Nasr al-Mubin Harekatı'nın birçok özelliği ve önemi bulunmakta.

Her şeyden önce bu harekat teröristlere karşı gerçekleşmiştir. Suudi saldırgan koalisyonu ve müttefikleri Yemen Ensarullah güçlerini terör örgütü tanıtmaya çalışsa da Yemen’in başkenti sana’da  Ulusal Kurtuluş Hükümeti kuran Ensarullah hareketi, önde gelen terör gruplarıyla mücadelede öncüdür.

El Kaide ve IŞİD terörist gruplarına karşı gerçekleştirilen Nasr al-Mubin Operasyonu, söz konusu terör örgütlerini ağır maddi ve insani kayıplara uğrattı.

Nasr al-Mubin operasyonun ikinci özelliği ise, Yemen'in merkez vilayetinde gerçekleştirilmiş olmasıdır. Nasr al-Mubin Operasyonunun merkez üssü olan el-Zahir ve el-Suma’a, Yemen'in merkezindeki El Beyza ilinde bulunuyor. Bu da Yemen ordusu ve halk komitelerinin faaliyet alanının genişlediğini gösteriyor.

Bu operasyonun üçüncü özelliği ise kısa sürede gerçekleşerek başarıya ulaşmasıdır. Yemen Silahlı Kuvvetleri sözcüsü Yahya Seri’nin bildirdiğine göre, Nasr al-Mubin Operasyonu sadece 72 saat sürdü. Bu olay ise Yemen ordusu ve halk komitelerinin çok hızlı ve çevik olduğunu gösteriyor.

Nasr al-Mubin Operasyonu birçok açıdan çok önemlidir.

Bu operasyonda Yemen ordusu ve Yemen Halk Komiteleri'nin El-Beyza vilayetinin aşiretleriyle bağlantısı ortaya çıktı. Gerçekten de, Yemen silahlı kuvvetlerinin El- Beyza vilayetindeki başarısında, aşiretlerle mevcut olan bağları önemli bir rol oynamıştır. Bu nedenle Yahya Seri, ordu ve halk güçlerinden oluşan silahlı kuvvetlerin El-Beyza vilayetinin evlatları ve aşiretlerinin büyük rolünü takdir ettiğini duyurdu. İşte bu konu, Suudi saldırgan koalisyonu ve El Kaide teröristlerinin sahadaki hedeflerine ulaşmamalarına yardımcı olurken aşiretlerin bu operasyonda onlara yardım ve eşlik etmediği için büyük sorunlar yaşadılar.

Bu operasyonun bir diğer önemli yönü de, teröristlerle Suudi koalisyonu arasındaki bağlantının ortaya çıkmış olmasıdır. Tabi ki Yemen Ulusal Kurtuluş Hükümeti söz konusu bağlantının görüntülerini yayınladı. Görüntülerin yayınlanması Suudi Arabistan'a çok ağır geldi, öyle ki görüntülerin tümünün sahte olduğunu iddia etti. 

Bu bağlamda Arabistan el-Arabiye kanalı, Yemen Halk Komiteleri ve Ordusu Askeri Enformasyon Karargahını kastederek şöyle yazdı:
“El-Alam El-Harbi, Husi güçlerinin IŞİD ve el-Kaide kıyafetlerine benzer giysileri olanlarla çatışmaya girdiklerini ve Sana ilinin Beni Meter ilçesinin Baglan dağlıkları ve çölünde Ensarullah güçleri tarafından tutuklandıklarının görüntülerini yayınladı. Husiler maskeli silahlı kişiler ve burkalı unsurları tutukladıklarını, onlardan itiraf aldıklarının görüntülerini yayınlamakla, el-Beyza vilayetinde IŞİD ve el-Kaide ile savaştığını lanse etmeye çalışıyor, böylece dünyaya el-Kaide ve IŞİD ve Mansur Hadi’yi destekleyen teröristlerle savaştıklarını göstermeye çalıştılar fakat bu belgesel filmlere benziyor.”

Ancak gerçek şu ki, sahada birçok yenilgi alan ve güçler arasındaki dengenin bozulduğuna tanıklık eden saldırgan Suudi koalisyonu dengeyi bozmamak için El Kaide ve IŞİD'i kullanmaya çalıştı ama bunda da başarısız oldu. 

Operasyonun bir diğer önemli ise, el-Beyza vilayetindeki el-Suma’a ve el-Zahir’in  geçtiğimiz haftalarda düşerek Suudi koalisyon güçlerinin eline geçmemesine rağmen Yemen ordusu ve halk komiteleri tarafından hızla geri alınmasıdır. Bu da, Yemen Ulusal Kurtuluş Hükümeti'nin işgal altındaki toprakları geri almakta kararlı olduğunu gösteriyor. Bu konu Al-Suud için bir başka yenilgidir, zira  batı Asya’nın en yoksul ülkesine 7 yıldan beri sürekli saldırı düzenlemesine rağmen Yemen Ulusal Kurtuluş Hükümeti güçlerinin direnişini kıramadı