Fikir ve Analiz Diyarbakır ziyareti Erdoğan’a ne kazandırır?



ID:77512
Yayınlanma:
18 Tem 21

Türkiye’nin Kürt sorununa çözüm aradığı sürecin sonlandığı 2015 yılından sonra sert bir politika izleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son Diyarbakır ziyareti, Kürt oylarına duyduğu ihtiyacın yansıması olarak görülüyor.

Türkiye’nin Kürt sorununa çözüm aradığı sürecin sonlandığı 2015 yılından sonra sert bir politika izleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki buçuk yıl aradan sonra geldiği Diyarbakır’da bir kez daha Kürt sorununu konuştu. Konuşmasının özeti “Çözüm sürecini biz sonlandırmadık” oldu. Ziyaret kimine göre yeni bir çözüm sürecinin hazırlığını, kimine göre olası bir erken seçim için Kürt oylarına duyulan ihtiyacı yansıtıyor.

Genelde seçim dönemlerinde kente gelmeyi tercih eden Erdoğan bu kez seçime uzun bir süre kala Diyarbakır’daydı. 9 Temmuz’daki ziyaretin öncesinde “Yeni bir çözüm süreci mi başlatacak?” sorusu herkesin aklındaydı. HDP Milletvekili Erol Katırcıoğlu’nun bundan birkaç gün önce söylediği “Erdoğan adım atarsa HDP, AKP ile tabii ki uzlaşır" sözleri, çözüm süreci iddialarını güçlendiriyordu. 

Ancak sokaktaki insanlar ziyaretten pek de hoşnut değildi. Al-Monitor’un konuştuğu vatandaşların çoğu ziyaretten beklentilerinin olmadığını belirttiler. Bir esnaf ise Kürt sorununda attığı adımlar nedeniyle Erdoğan’ın desteklenmesi gerektiğini söyledi. Vatandaşlar genelde karamsar olsa da binlerce kişi onu dinlemek, görmek, fırsat bulurlarsa taleplerini iletmek için Erdoğan’ın konuşacağı alanı doldurmuştu. Erdoğan sık sık yaptığı gibi mesajlarını vermek için toplu açılış törenini tercih etti. Alanda bulunan kadınlardan biri cumhurbaşkanını görmek için geldiğini söyledi. Bir diğeri ise sağlık memuru atamalarını iletmek istediğini dile getirdi. Erkeklerin olduğu tarafta duran bir genç ise MHP lideri Devlet Bahçeli’ye olan tepkisini Erdoğan’a ulaştırmak için alandaydı. 

Erdoğan’ın konuşmasına yeni bir süreç müjdesi değil geçmişin muhasebesi damga vurdu. “Biz Diyarbakır'da 2005 yılında size ne demişsek dün de oradaydık, bugün de aynı yerdeyiz, yarın da aynı yerde olacağız” diye sözlerine başladı. Erdoğan 2005 yılında ilk kez “Kürt sorunu benim sorunumdur” demişti. Ardından HDP ve PKK’yı ağır sözlerle eleştirdi. Çözüm sürecini kendilerinin sonlandırmadığını söyleyen Erdoğan, “Çözüm sürecini bunların kötü niyeti, art niyeti, gizli gündemleri sonlandırdı. Güya siyasetçi kimliğiyle ortada gezenler de hiçbir zaman şiddetle, terörle aralarına mesafe koymadılar. Hiçbir zaman meşru, demokratik hukuk düzeni içinde siyaset yapmayı düşünmediler” diye konuştu. 

Konuşmasının büyük bölümünde çözüm sürecini sahiplenen, HDP’yi suçlayan Erdoğan’ın müjdesi, 12 Eylül 1980 darbesi döneminde işkencelerle adını duyuran Diyarbakır cezaevinin kültür merkezi olacağını açıklaması oldu. 

Konuşmadan iki gün sonra Diyarbakır’da toplantı yapan HDP, Erdoğan’a buradan yanıt verdi. Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, “AKP yöneticileri, temsilcileri ne derse desin iradesini, vicdanını, adaleti, hukuku, Kürt sorununu, Kürt sorununun demokratik çözümünü MHP’nin insafına ipotek eden bir zihniyetle bu halkın işi yoktur” diye konuştu.

Peki, Erdoğan’ın ziyaretinin en olası amacı neydi? Diyarbakır’da yaşayan araştırmacı Reha Ruhavioğlu ziyareti iki nedene bağlıyor: Hem tabanını tahkim etmek hem de ABD ile ilişkileri düzeltmek. 

Al-Monitor’a konuşan Ruhavioğlu, “Erdoğan bir seçim hazırlığı yapıyorsa hem kendi tabanında hem de Kürtlerde eriyen oy var. Bu erimeyi durdurmak, tahkim etmek, yerine bir oy bulmak zorunda. Dolayısıyla toparlayıcı bir şeyler yapması gerekiyor. Ben, kendisinden uzaklaşma eğilimi gösteren ve herhangi bir yere gitmemiş olan Kürtlere ‘Biz buradayız zamanı geldiğinde yine bu meseleyi çözeriz’ gibi bir imaj verdiğini düşünüyorum” dedi. 

Diyarbakır merkezli RAWEST Araştırma’nın aralık sonunda gerçekleştirdiği araştırmaya göre 2018 seçimlerinde Güneydoğu’daki oyun yaklaşık yüzde 35’ini alan AKP, bölgede güç kaybediyor. Araştırmaya göre 2018’de AKP’ye oy vermiş 100 kişiden 25’i partiden uzaklaşıyor, muhtemel bir cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’a oy vereceğini söyleyenlerin oranı da %30’u geçmiyor.

Ruhavioğlu Amerika ile ilişkilerin düzeltilmesinin Diyarbakır ziyaretiyle bağlantısını da şöyle açıklıyor: “Biden, Türkiye'de demokratik standartları tekrar yükseltecek bir süreç yaşanırsa bu konuda destekleyici olacaklarını, Türkiye-Amerika ilişkilerinin iyileşeceğini söylüyor. Erdoğan'ın da bu süreçte Amerika'nın desteği gibi bir desteğe ihtiyacı var. Dolayısıyla bir yandan demokratikleşme havasına bir şekilde girmeye çalışması var.”

Ruhavioğlu’na göre Kürt sorununun çözümüne dair ciddi bir hazırlık görünmüyor. Ziyaretin seçime yönelik olduğunu savunan Ruhavioğlu, ziyaretin sadece Cumhur İttifakı’na tepki duyan ancak AKP’den kopmak istemeyenlere moral verdiğine dikkat çekti: “Kitlesel olarak halen AK Parti'de olan, Cumhur İttifakı’ndan rahatsız olan ancak ayrılmak da istemeyen Kürt seçmen ya da Kürt elitlere ‘Bakın Cumhurbaşkanı Kürt meselesiyle ilgili olumlu konuşuyor, Diyarbakır zindanını müzeye dönüştürecek’ gibi bazı argümanlar hediye etti. Onların AK Parti’yi savunurken motivasyonları güçlenmiş oldu. Ancak AK Parti'nin kaybettiği ya da muhalefet bloğunda olan seçmen nezdinde bir heyecan uyandırdığını söylemek mümkün görünmüyor. AK Parti'den ayrılmış ama kararsız bekleyen insanlar DEVA, Gelecek veya CHP’ye gitmeye niyetleri varsa, bir müddet daha orada beklerler. Sanırım niyetleri de buydu.”

Ruhavioğlu, Erdoğan’ın mesajlarının AKP’den ayrılanları geri getirmek için yeterli olmayacağını ancak gidişi yavaşlatabileceğini düşünüyor.

Diyarbakır merkezli düşünce kuruluşu Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (DİTAM) Başkan Yardımcısı Sedat Yurtdaş da ziyaretten heyecan duymayanlardan. Yurtdaş, Erdoğan’ın söylemlerinin inandırıcılığı konusunda soru işaretlerinin olduğuna dikkat çekerek, “Geçmişte yapılanın, yani barışın iyi olduğunun altını çizen bir yaklaşım var. Bunların temelini oluşturan ‘2005'te söylediklerimin arkasındayım, arkasında olacağım’ sözleri hem bugünü hem geleceği kapsayacak şekilde bir vurgu yapıyor. Ama doğrusu inandırıcılık konusunda çok büyük bir soru işareti var. Çünkü bu süreci birlikte yürütenler, katkıda bulunanlar ya cezaevinde ya da çok ağır cezalarla yargılanıyorlar” dedi.

Konuşmanın muhtemel bir seçime hazırlık olduğuna inanan Yurtdaş, “Cumhurbaşkanı Erdoğan çok ciddi kamuoyu yoklamaları yapan bir partinin genel başkanı. Dolayısıyla özellikle Kürt seçmenin beklentilerine cevap verdiğini düşündüğü bazı kod açıklamalar yapmış oldu. Belki asıl işaret ettiği yön 2023 ya da muhtemelen bir yıl öncesinde yapılacak bir seçim ve Kürtlerin oyuna duyulan ihtiyaç. Dolayısıyla Kürtlerin beklentilerine de bir kodlama suretiyle subliminal göndermelerde bulunmuş oldu. Bu sözlerin en büyük eksiği inandırıcılığıdır” diye konuştu.

Kürt seçmenin öneminin İstanbul ve Ankara’daki yerel seçimlerde ortaya çıktığına dikkat çeken Yurtdaş, ziyaretin hem Kürt oylarına yönelik hem de AKP seçmenini konsolide etmeyi amaçladığını söyledi. 

Yurtdaş, Erdoğan’ın Kürtleri tekrar yanına çekmesinin zor olacağını savunarak ciddi pratik adımların atılması gerektiğini söyledi. AKP-MHP ittifakına işaret eden Yurtdaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Cumhurbaşkanlığı yarı başkanlık sistemi uygulandığından beri Kürtlerin ne kadar çok dışlandığı, siyasette dar bir alana mahkûm edildiği, insanların görüş ve düşüncelerini ifade etmekten uzaklaştırıldığı, baskıya maruz kaldığı son derece açık. Bu açıklamalar biraz daha canlansa dahi karşılık bulacağını sanmıyorum. Biraz daha net, geçmişe yönelik ciddi özeleştiri içeren, pratik adımları birlikte getiren politikalara bir şey diyemem. Ancak bunlar olmazsa bu açıklamalarla Kürt seçmenin aklı çelinmez.”(Mahmut Bozarslan/Al-Monitor)