Yazarlar Dersim-Palu çatışması yaratmak- Celaleddin Harezmşah masalı



ID:78057
Yayınlanma:
01 Ağu 21

Resmi tarih tezine göre, bazı Dersim aşiretleri Kürtleştirilmiş ya da Zazalaştırılmış Kızılbaş Türk aşiretleridir. Bu tezler; Hasan Reşit Tankut, M. Şerif Fırat ve Nazmi Sevgen gibi istihbaratçılar tarafından MAH'ın (Milli Ameliye Hareketi günümüzdeki adıyla MİT) kozmik odalarında üretilmiştir. Teze göre, Celaleddin Harezmşah, Palu ilçesi Ohi bucağı yerli halkından olan Dümbelli Zazaları tarafından 10 Ağustos 1231’de öldürülmüş ve Dersim alevileri tarafından Tujik Dağına defnedilmiştir. Bu tez, kuzey Zazaları ile Güney Zazaları arasında kültürel bir çatışma çıkarmak ve aralarındaki iletişim kanallarını tıkamak için uydurulmuştur.

Tujik ya da Tuzik Baba, Dersimli Alevi Zazalar arasında bir evliya olarak kabul görmektedir. Tankut ve Sevgen'e göre Tujik Baba,Tacik Baba adından geliyor olup Celaleddin Harezmşah’ı simgelemektedir.

(Nazmi Sevgen, Zazalar ve Kızılbaşlar, Ankara, 1999, Kalan yayınları, s. 48-9)

Kendisi de Hormek aşiretine mensup bir Zaza olan M. Şerif Fırat, "Doğu İlleri ve Varto Tarihi" adlı eserinde, Hormek aşireti başta olmak üzere Zazalar'ın bir kısmının İç Anadolu'dan (muhtemelen Yavuz Selim zamanında), bir kısmının da daha eski tarihlerde Horasan ve Harezm'den geldiklerini ifade etmektedir.

Pülümür kökenli Pir Ahmet Dikme 1999 Kasım’ında “Haykırıp Duyuramadıklarım” adını verdiği kitapta konu ile ilgili bakın ne yazıyor:

“Moğolların baskılarına dayanamayarak yurdunu terk etmek zorunda kalan Muhammet oğlu Celalettin Harzemşah da yer yer çarpışarak, batıya doğru ilerler ve bir çatışmada yaralanır. Yaralı olarak dostu ve sırdaşı olan Şeyh Hasan’ın yanına gelir ve orada bir Kürt tarafından öldürülür. Öldürüldüğü haberini alan 2. Alaattin Keykubat şöyle der: “Celalettin Harzemşah bir Kürt babayiğidinin elinde can verdi. Allaha hamdü senalar olsun.” (Bilal Aksoy, Tarihsel Süreç İçerisinde Tunceli, s. 134-135)”

Bu savlar gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Şöyle ki;

Celaleddin Harezmşah'ın babası, Alaaddin Muhammed, Cengiz'e karşı tutunamamış ve   ülkesi Moğollarca işgal edilmiştir. Celaleddin Harezmşah, 1220 yılında babasının yerine  devletin başına geçip; Hindistan, Kirman ve Irak bölgesinde Moğollarla mücadele ediyor.  Böylece karizmatik, gıpta edilen ve hayranlık duyulan bir şahıs oluyor.

Moğollara karşı zafer kazanan Celaleddin Harezmşah, o dönemde Ahlat'ı işgal ettiği için Anadolu Selçuklu Devleti ile Eyyubi ittifakını karşısına aldı. Yassı Çemen Savaşı'nda, Anadolu Selçuklu Devleti-Eyyubi ittifakı Harzemşahları yenilgiye uğrattılar. Bu durumu fırsata çeviren Moğollar, Celaleddin Harezmşah'ı tasfiye etmek için 15 bin kişilik özel birlikler oluşturdular. Bu badireyi aşmak isteyen Celaleddin Harezmşah; Van, Bitlis, Mardin, Diyarbakır, Silvan, Hani bölgelerinde dolaşarak müttefikler bulmakla meşguldü.

Celaleddin Harezmşah'ın tarihçisi, En-Nesevi adındaki tarihçi, "Siret-i Sultan Celaleddin Mengüberti" isimli eserinde bu olayı tüm detaylarıyla anlatmaktadır.

Cüveyni bu konuda şunları yazmaktadır. 1231 Ağustos’unda Moğollar Bargiri (Muradiye)-Ahlat yolundan inerek Dicle Köprüsü civarında Celâleddin’i baskına uğrattılar. Celâleddin’in bütün kuvvetleri ya öldü veya etrafa dağıldı. Diyarbakır, Nusaybin, Musul, Sincar, Erbil ve diğer bölgelere dağılan askerler saldırılara maruz kaldı. Ellerinde avuçlarında bulunan bütün malları, silahları ve binek atları gasp edildi. Gittikleri her yerde Ahlat’taki affedilmez zulümlerinden dolayı çevre hükümdarı, halk ve hatta önüne gelen herkes tarafından tepelendi. Celâleddin ise Moğolların takibinden kurtulmak için Meyyafarikin tarafına kaçtı ve dağlara çıktı. Ancak, sarp geçitlerde Kürtler kendisini yakaladılar. O, kendisinin kim olduğunu söyleyince, içlerinden birisi Ahlat muhasarasında telef olan kardeşinin intikamını almak için onu öldürdü.

Sultan Celâleddin’in son durumu hakkında İbn-i Haldun şu bilgileri vermektedir; Yassı Çemen’den sonra Celâleddin’in bütün maiyeti öldü veya öteye beriye dağıldılar. Kendisi Meyyafarikin’e kaçtı ve Moğollar’ın takibine uğramamak için dağlara saptı. Sarp bir geçitte Kürtler tarafından yakalandı. Celâleddin onların reisine kendi hüviyetini bildirdi.

Meyyafarikin ve el-Cezire meliki el-Muzaffer Gazi’ye haber vermelerini istedi. Kürtler haber vermek için ikametgahından çıktığında, oraya gelen bir Kürt, yakalanan kişinin Sultan Celâleddin olduğunu öğrendi ve Ahlat’ta telef olan kardeşinin intikamını almak için sultanı öldürdü. (1231)

(Nesevî, age, s. 157; Alaaddin Ata Melik Cüveyni, c. II, s. 156; İbn Haldun, c. V,

s. 593; Spuler, age, s. 42; Taneri, Harzemşahlar, s. 89; Yinanç, agm, s. 52)

Tarihçi Dç. Dr. Oktay Bozan konuyla alakalı şunları söylemektedir:

"1231'de Diyarbakır- Silvan arasında muhtemelen Ambar Çayı'nın olduğu bölgede karargahının olduğu yerde bir gece baskınına maruz kalıyor. Gece baskınında askerlerinin bir kısmı öldürülüyor, kendisi de sağ olarak kurtuluyor. Silvan'ın muhtemelen kuzey bölgesinde bir dağa sığındığı zaman eşkıyalar tarafından çevresi kuşatılıyor. Celaleddin Harezmşah, eşkıya liderine kendisinin bir sultan olduğunu, kendisi hakkında acele karar vermemeleri gerektiğini, kendisinin ya memleketine gitmesine izin verilmesini ya da Silvan Emiri olan Şahabettin'e götürülmesini, götürülmesi halinde Şahabettin tarafından ödüllendirileceklerini, kendi memleketine gitmesi halinde ise o eşkıya reisini 'emir' yapacağını söylüyor. Eşkıya reisi onu ülkesine götürme teklifini kabul ediyor ve 'Seni ülkene götüreceğim ve beni emir yap' diyor. Eşkıya, kendi eşinin yaşadığı eve Celaleddin Harzemşah'ı götürüyor. Celaleddin Harzemşah evde beklerken, eşkıya atlarını getirmek için dağa gittiğinde bir başka kişi Celaleddin Harezmşah'ı görüyor ve bu kişinin bir Harezmi olduğunu, Harezmlerin Ahlat kuşatması esnasında kardeşini öldürdüğünü söylüyor. Bu kişi, eşkıyanın eşinin 'Bu bir sultandır' demesine aldırış etmeden Celaleddin Harezmşah'ı öldürüyor. Celaleddin Harezmşah'ın naaşı, daha sonra Silvan Emiri Muzaffer Şahabettin Gazi tarafından Silvan'a getiriliyor ve Silvan'da defnediliyor. Bunu anlatan kimdir, diye baktığımızda bizzat Celaleddin Harzemşah'ın tarihçisi, diyebileceğimiz En-Nesevi adındaki tarihçi, Siret-i Sultan Celaleddin Mengüberti kitabında bunu çok detaylı bir şekilde anlatıyor."

Nesevi, İbnü'l-esir, İbn-i Haldun ve Yinanç ve Dç. Dr. Oktay Bozan'ın anlatımlarından da anlaşılacağı üzere Celaleddin Harezmşah, Palulu Zazalar tarafından değil Silvanlı Kürtler ya da Ahlat'ta kardeşi Celaleddin tarafından öldürülen bir Harezmşahlı asker tarafından intikam almak amacıyla öldürülmüş ve Tujik Baba Dağında değil Silvan'daki Şeyh Halil Türbesi mezarlığına defnedilmiştir.

Kaldı ki Harezmşahlar ve Celaleddin alevi olmayıp sünnidir. Orta Çağ’ın kadim Sünnî-Bâtınî çekişmesi tarihin bu seyrinde Hârezmşahlar üzerinden yaşatılmıştır.

Nazmi Sevgen ve Mehmet Şerif Fırat gibi MAH elemanları, Celaleddin Harezmşahı bir alevi piri gibi gösterip Zaza alevilerin mezhebi duygularını kamçılamak, böylece Dersimlilerle Paluluları farklı kamplara bölerek, onlar arasındaki diyalog kanallarını tıkamağı ve Zaza ruhunu yoketmeği arzulamışlardır.

Bu yalana karşı son sözümüzü söylüyoruz.

Dersim-Palu elele!