Yazarlar Siyaset Blöf Sanatı Değildir..!



ID:78572
Yayınlanma:
18 Ağu 21

“Yöneticiler dürüst olurla halklar yalancılğı cesaret edemez.”(Hz.Ali as)

Siyaset Sanatı: yöneten ve yönetilen arasındaki ince çizgiyi koruyarak her iki tarafın hak ve sorumluluklarını, emaneti ehline vermeyi, hukukun üstünlüğünü, kazançların hakça paylaşımını, savaş ve barış stratejisini ustaca ve bilgece yönetme sanatıdır.

Siyaset güncel sözlükte: Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayıştır. Arapça kökenli olan bu kavramın anlamı devlet, yönetme ve yönetim anlamlarına geliyor. Politika sözlükte: Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esasının bütünüdür. Mecaz anlamda ise: Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşama, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma ve bu yollarla işini yürütmek anlamına gelir.

Siyaset sözcüğü 14. yüzyıldan sonra kullanılmaya başlanılan ve eş anlamlısı politika olan sözcük ise 20. yüzyıldan itibaren yaygınlaşan bir sözcüktür. Genel anlamıyla; insanları yurttaşlık düzeyinde etkilemektir. Her döneme, her topluma göre etkileme biçimleri farklılık gösterir, bunun için her yerde seyir eden siyaset anlayışı farklıdır.

Ulus devletleriyle birlikte halkın söz sahibi olduğu devlet yapılanmaların kurulmasıyla artık devlet halkın temsil hakkını verdiği insanlar tarafından yönetilecekti. Bunun için de bu insanların ya da partilerin insanlarda temsili hakkı almaları için artık etkin siyaset içinde kendilerini bulmuşlardır.

Siyasetin etkin hale gelmesi, bu yolda siyasetçilerin birbiriyle yarışması ve sürekli vaatler verilmesi insanların siyasete bakış algısını etkilemiştir ve çoğu insana göre siyaset yalan ve dolandır. Verilen vaatlerin seçilen siyasetçiler tarafından yerine getirilmemesi ya da eksik bir şekilde yapılması insanların siyasetçilere olan güvenini sarsmıştır.

Bu mesleği icra edenler seçilmelerinde çağdaş dünyada farklı kriterler kullanılmaktadır,

Fakat Esas Olan Ehliyet, Liyakat, İlim, Adalet, Şahsiyet, Takva, toplumun tarih ve kültürü ile barışık hakkaniyete dayalı bir kişilik örneği ile bilgece ve salaha yönelik toplumu yönetmek; Yöneten ve yönetilenler için dinamik ölçülerdir. Nev-i Şahsına münhasır Yukarıdan aşağıya aşağıdan yukarıya doğru bir matematik ile Bu kriter dünyada sadece İran İslam Cumhuriyetinde velayeti fakih tezi ile dünya genelinden ayrılan Rehberiyetin Uzmanlarca seçimi ve O’nun onayı ile halkın seçtiği Şura Meclisi ile  Nevş-u nema bulmuştur.

Dünyanın diğer yerlerinde farklı kriterlerle bu meslek icra edilse de babadan oğula geçen monarşik gelenek tüm mantıksızlığıyla hayatiyetini icra ediyor.

Ancak Uluslararası ilişkilerde genelde Güçlüler; güçten yoksun ülkeler üzerinde bu mesleğin en rezil ve acımasız bir siyaset izledikleri de bir gerçektir.

ABD de Yalan söylemeyen siyasetçiye aptal diyorlarmış, İşte bunun için aptalların işleri de aptalca olduğu gibi, aptalların da müttefikleri olurlar.

Seçimlerde Dünya standardı denen bir şey olsa da Paranın himmeti ve zoruyla koca Amerika kıtasına seçilen bir aptalın siyasetini izlemekte fayda var.

6 Ülkenin güven ve onayı ile imzalanan bir taahhütlü anlaşmaya ve siyasetin madrabazlığına bakalım.

ABD ve Aptal başkanı tek taraflı Bercam nükleer anlaşmayı fesih edince dünya kamuoyunda Rezil ve güvensizliğin siyasetini telafi etmek üzere İsveç üzerinden bu ülke ile irtibata geçti ve sonuç hezimet.

Japon başbakanın bu işe aracılığı da hezimet getirdi.

Ancak; ABD ve İsrail’in aptalları blöflerle dünyaya siyasete alıştırmış olup, Şantaj ve blöfleri ile Aklı zayıf olanları ürkütüp sömürse de;

İlkeli siyaset yapanlar bu Madrabazların blöflerini ve sahiplerini ciddiye almazlar.

Şu an tüm dünyada Küfür ve İslam’ın hesaplaşması İran ve ABD. Üzerinden vekalet savaşları ile ve ABD’nin tek taraflı ekonomik ambargo senaryoları ile devam ediyor. Ancak; bu savaş asalet savaşına evrilirse ilk yenilen savaşı ilk başlatan ABD ve müttefikleri olacaktır.! Ama savaşı sonlandırma inisiyatifi ABD de olmayacak Büyük Şeytanın akıllı olan senatörleri bunu bildikleri için geçen gün senatonun kararı olmadan başkan tek başına savaş kararı alamaz diye bir karar aldılar.

Sonuçta Suudi Firavunlarına Suni Korkular enjekte ederek Suudi coğrafyasına ABD güçlerinin konuşlanmasına onay da aldılar peki; ABD. Suudilerle 1000 Askeri ekipmanla burada ne yapacak derseniz Hristiyan veya Yahudi öldürecek halleri yok ya;

Kimi katletmek için yerleştiler derseniz, Özgürlük savaşçısı Müslümanları, Garip yemen çocuklarını, Irak ve Suriye’deki tahribatın kalan kısmını tahrip etmek için ve İran İslam Cumhuriyeti’nin ve direniş gruplarının Suudi için olağanüstü tehdit olduğu imajı oluşturup Bununla olağanüstü operasyon rüşvetlerini kitaplarına uydurmak. Nitekim Amerika’nın sarı öküzü bunu itiraf ederek “Suudilere Biz olmazsak İran karşısında bir hafta dayanamazsınız” gibi blöfle İbn-i Sina’nın dediği gibi “Ben öküzden korkarım boynuzları var ama aklı yok.” Artık dünya öyle bir İslami irade ile karşılaşmıştır ki, Nükleer boynuzlardan bile korkmayanlar konjonktürü göğüslemiş.

Bila istisna Körfez ülkelerinin hiçbirinin kendilerine ait bir siyasetinin olmaması bu firavunların halklarına rağmen birilerinin nemalanmak için bu edepsizlere bu fırsatı verdikleri Siyaset her haliyle ortadadır.ve Bu madrabazların kaderi Amerika tarafından tayin edilse de Bölgede Müslüman halklar bu oyunu bugün doğru okuyorlar ve muhakkak ki Allah’ın hesabına da mutlak olarak tevekkül ediyorlar.

Savaşın başlatıcısı Kesinlikle İran olmayacaktır, ancak savaşı başlatanlar da savaşı bitiren taraf olmayacaktır.

Neden İran savaşın başlatıcısı olmayacak derseniz; Ali(as) Felsefesini temel alan bu halk Ali (as) Şu sözünü baz alarak savaşı başlatan olmayacak sonucuna varıyoruz. “Oğlum hiçbir zaman kavganın ilk tarafı olmayın, Çünkü vebal kavgayı ilk başlatana ait olacaktır." Sözü bu işte temel bir fenomendir.

Devletlerin kavgası şahısların kavgasına benzemez, milyonlarca ölü yaralı sakat yetim muhacir ve mağdur üretecek bir kararı akıllı olanlar iki kez düşünme ihtiyacı his ederler.

Geçen gün İran hava sahasına tecavüz ve ihlal eden ABD’nin en gelişmiş İHA'sı tamamen İran'ın yerli savaş ekipmanı ile düşürülünce, Trampet Uluslararası imajını korumak için birkaç blöf yapsa da hakikatte bu yalanlarının ve blöflerinin telafisini gidermek için İran'a Kanada üzerinden başvurarak bizim uçaklara müsaade edin sizin bir çöl ve boş arazinize birkaç bomba ve füze atalım istediğiniz kadar size her konuda taviz veririz, teklifi yine kabul edilmeyince bir hezimet daha yaşamak durumunda kaldılar.!

İşin başka bir boyutu batılılar topyekûn 1900 lü yılların başından sonra alenen ve münferiden İslam aleminin herhangi bir coğrafyası ile karşılaşmaktan hep kaçtılar. Irak Libya ve Suriye’de varlıklarını da BM denen kuklanın şemsiyesi ile yürütüyorlar.

Bu haliyle Kapitalist Realite beşere huzur vaat etmiyor, sürekli yeni ihtiyaçlar üreterek ürettiklerini tüketimine mecbur ediyor, Bu haliyle Farkında olmadan beşeriyeti tüketim hastası yapıp, Şükür’den yoksun sakar Şakirler üretiyor.!

Kapitalizm boş vakitlerde bizi yönlendirmek için; medya, televizyon, pornografik vitrinler, uyuşturan filmler, popüler müziklerle dikkatimizi dağıtır ve varoluşumuzu gerçekleştirmeyi imkânsızlaştırırlar.!

Frantz Fanon'u dinleyelim;

"Kapitalist ülkelerde, sömürülenler ile iktidar arasına çok sayıda ahlak hocası, danışman ve kafa karıştırıcı" girer.

Batı toplamlarında insanı insana unutturmak için Şems-i Tebrizi'nin dediği gibi; "Biri gelir seni sen eder, Biri gelir seni senden eder." İkinci misale uygun bir realite bunların kara kaderini haftada bir Kilise veya sinagoga çekmekle teselli edemiyor.

Beşeriyet bu haliyle ne Hint yogasının mitolojisi, Ne de doğu toplumlarının önerdiği tarikatların Rabıta seansları ve Pirlerin anlamsız ve ruhsuz mimikleri teselli edilemeyecek kadar hastadır.

Sonuçta ne din adamlarının Ruhtan yoksun üfürükleri, Ne de Pisboğazların boğazlara tıkadığı Gdo'lü gıdaları çözüm olamadı.

Fizik ve Matematik bilimini aciz bırakan madrabaz kapitalistler. Emme-Basma mantığıyla doldur ve boşalt işini kitabına uydurdular, Birileri hırsızlığını sana ihtiyaç diye yutturmuşsa gerisi laf-u güzaf.

İran İslam Cumhuriyeti Meclisi Milli Güvenlik ve Dış Politika Komitesi Başkanı Mucteba Zünnur, el-Âlem Televizyonu'na verdiği röportajında bölgedeki Amerikan üsleri, uçak gemileri ve Siyonist rejim için hazırladıkları sürprizlere değindi:

36 Amerikan üssü füzelerimizin menzilinde olacak,

“Caydırıcılık için gerekli inisiyatife sahibiz.

ABD'nin bölgede Siyonist rejim dışında 36 askeri üssü var. Bize en yakın olanı Amerikan Beşinci Filosuna ev sahipliği yapan ve ülkenin toprak ve sahillerinin dörtte birini işgal eden Bahreyn üssüdür.

En uzak üs ise Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia adasında yer alan Amerikan üssüdür. Uzak yakın tüm bu üsler füzelerimizin menzili içindedir.”

ABD bize saldırırsa İsrail yarım saat dayanamaz.

“Bugün istihbarat hegemonyasına sahibiz. Bölgedeki Amerikan üslerindeki değişiklik ve hareketlerden çok kısa sürede haberdar oluyoruz. Amerika bize saldırırsa İsrail yarım saat bile dayanamaz.”

O uçak gemisini içindeki 7000 mürettebatıyla batıracağız.

“Amerikalılar bir uçak gemilerinde 60-70 uçak olduğunu söylüyorlar. Her neyse, bizi uçak gemileriyle korkutmaya çalışıyorlar, fakat gemilerinin büyüklüğü onu bizim için sadece kolay bir hedef yapar.

Bu gemiden kaç tane uçak kalkacak? Biz o uçak gemisini 7000 mürettebatıyla batıracağız. Bize saldırmayı düşünüyorlarsa bilsinler ki Allah'ın izniyle tüm bunları yapacak kudretteyiz.” İzzetli siyaset buna derler, İlkeli siyaset buna derler, Kıvırtmadan Açık sözlülük buna derler, Yiğitlik buna derler, Yiğitler kalleşlik bilmeyen figürlerdir.

Vesselam ala tamam;

Bunlar Ali(as)'mın Aslanlarıdır, Ali’nin savaşta düşmanına şaka ve blöf yaptığı vaki değildir.

Selam olsun Haydarilere..