Filistin Özgürlüğe kaçış



ID:79250
Yayınlanma:
13 Eyl 21

Altı Filistinlinin, Siyonist İsrail'in maksimum güvenlikli Gilboa Hapishanesi’nden kaçışı, son günlerin en çok konuşulan konuları arasına girdi. İşgal yönetimini şaşkına çeviren kaçış hikâyesi, ülke tarihinde ilk değil. Filistinliler, daha önce de başarılı firarlar gerçekleştirdi.

Geçtiğimiz hafta altı Filistinli tutuklunun, İsrail’in işgali altındaki bölgede yüksek güvenlikli Gilboa Hapishanesi’nden tünel kazarak kaçışı, dünya gündeminin ilk sıralarına yerleşti. Tutuklulardan dördü daha sonra yakalansa da, firar olayı, hapishanenin çok iyi korunmasıyla gurur duyan İsrail işgal yönetiminin hanesine başarısızlık olarak yazıldı. Hücrelerinki lavabonun altından dışarıya bağlanan yaklaşık 22 metrelik tüneli sabırla kazan Filistinlilerin, bu işlemi ellerindeki kaşıklarla yapması ise, İsrail tarafının şaşkınlığını artıran bir diğer nokta oldu.

Siyonist İsrail polisi, tutukluların sırayla dışarı çıktıktan sonra yakınlardaki bir köye kadar birlikte yürüdüklerini, orada ise ayrılarak farklı yönlere gittiklerini tespit etti. Filistinlilerin kazdığı tünel hapishanenin gözlem kulelerinden birinin hemen altına açılmasına rağmen, kuledeki nöbetçi askerin o sırada uyuyor olması ise, tutukluların şansının yaver gitmesine yardımcı oldu.

İlk firar değil

Tutuklulara uygulanan insanlık dışı muamelelerle ünlü işgalci İsrail hapishaneleri, daha önce de firar eylemlerine tanıklık etti. 31 Temmuz 1958’de Şatta Hapishanesi’nden 77 Arap ve Filistinlinin firar etmesi, ırkçı rejim tarihindeki en büyük kaçış olarak nitelendiriliyor. Tutuklularla gardiyanlar arasında yoğun bir çatışmanın ardından gerçekleşen firar sırasında 11 kişi hayatını kaybetmişti. 17 Mayıs 1987’de Gazze’deki İsrail hapishanesinden altı Filistinli kaçmayı başarmış, bunlardan biri İsrail’in düzenlediği operasyonda öldürülüp biri yakalanmış, dördü izini kaybettirmişti. 2002’nin mayısında Ofer Hapishanesi’nden kaçan dört Filistinli ise, elle kazdıkları tünelden dışarı çıkmıştı.

İhbarlar çok etkili

Firar eden Filistinlilerin yakalanmasında yerel halkın ihbarı çok etkili. Bu ihbarların bazılarının bizzat Araplar tarafından yapılıyor olması, işgal güvenlik güçlerine çalışan muhbirlerin varlığını ortaya koyuyor. İsrail işgal yönetiminin, özellikle maddi sıkıntı içindeki Filistinlileri muhbir olarak kullanmak için yoğun bir çaba gösterdiği, bu noktada on yıllardır kapsamlı çalışmalar yürüttüğü biliniyor.

Yeni sembol kaşık

Gilboa Hapishanesi’nden firar eden Filistinli tutukluların, tünel kazarken yalnızca kaşık kullandıklarının ortaya çıkması, İsrail işgal rejimini protestoda yeni bir sembol doğurdu: Kaşık. 1948’de evlerinden ve yurtlarından ayrılmak zorunda kalan Filistinliler, anahtarı sembol olarak kullanıyor. Anahtar, bir gün yeniden vatana dönmek ve çalınmış evlere tekrar yerleşmek umudu anlamına geliyor. Şimdi artık anahtarın yanına kaşık da eklenmiş bulunuyor.(Yeni Şafak)