Gündem ABD, Siyonistlerin planları uğruna kendi vatandaşlarını öldürdü



ID:79255
Yayınlanma:
13 Eyl 21

AGD 47. dönem Eylül ayı Şube Sorumluları ve Şube Başkanları Toplantısı Kızılcahamam’da gerçekleştirildi…

Anadolu Gençlik Derneği ( AGD), Eylül ayı Şube Sorumluları ve Şube Başkanları Toplantısı 11-12 Eylül tarihlerinde Ankara Kızılcahamam’da yoğun katılım ile gerçekleştirildi. Türkiye’nin dört bir yanından şube başkanları, şube sorumluları ve teşkilat mensuplarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantıyla birlikte 47’nci döneme adım atıldı.

47’nci dönemin başladığı Eylül Ayı Şube Sorumluları ve Şube Başkanları Toplantısı’nın 11 Eylül saldırıları 20’nci yıl dönümüne tevafuk ettiğini belirten AGD başkanı Salih Turhan, İslamofobi çalışmalarının 11 Eylül olaylarıyla birlikte başladığını belirterek, “Bundan tam 20 yıl geriye gittiğimizde 2001 tarihindeki 11 Eylül olaylarını hatırlıyoruz. Ne oldu 11 Eylül olaylarında? Amerika’nın önemli noktaları olan Pentagon, İkiz Kuleler ve bazı noktalarına silahlar, uçaklar aracılığıyla saldırılar düzenlendi. Neticede kuleler yıkıldı ve 4 bin civarında Amerika vatandaşı öldü. Bu olayı görünce; Siyonistlerin kendi emellerini gerçekleştirmek için gerekirse kendi vatandaşlarını, binlerce insanı katledebildiğini de görmüş olduk” dedi. 

“İSLAMOFOBİNİN TEMELLERİ 11 EYLÜL’DE ATILDI”

11 Eylül olayları ile Siyonistlerin, İslam’ı terör ile birlikte anılmasını amaçlandığını kaydeden Turhan, “Bu olaylar ile birlikte inancımızın yayılmasının en önemli metodu olan cihat ibadeti de terörle birlikte söylendi. Şu an hem dünyada hem insanların zihinlerinde en büyük tehlike olan, Müslümanlar açısından en önemli risklerden olan İslamofobi çalışmalarının temelleri 11 Eylül olaylarıyla birlikte atılmıştır. Müslümanların katil ve cani gösterilmesi, 11 Eylül olaylarıyla başlamıştır. İşin neticesinde Afganistan’a saldırdılar, ikiye böldüler. Irak’a saldırdılar, dört parçaya ayırdılar. 2001’de ortaya çıkartılan yeni Haçlı Seferi ile birlikte, Arap Baharı adında sahte bir baharı Müslümanlara kışa dönüştürdüler ve birçok İslam beldesinin tarumar edilmesine sebep üretmiş oldular” ifadelerini kullandı.

“AŞI OLMAYA İNSANLAR KENDİSİ KARAR VERSİN”

Zorunlu PCR testi uygulamasının başladığını hatırlatan Turhan, bu uygulamanın aşıyı zorunlu kılmak anlamına geldiğini kaydederek, “Yayınlanan genelge doğrultusunda aşı olmayanlara yönelik PCR testi zorunlu tutulmaya başlandı. Okulların açılmasından sonra en başta eğitim çalışanlarına, sonrasında toplu yerlere girmek isteyen ve seyahat etmek isteyen vatandaşlara, sonra da çalışanlara. Adım adım neredeyse tüm toplumu kapsayacak şekilde bir zorunluluk getirildi. Bu uygulamanın aşıyı zorunlu tutmaktan ne farkı var? Aşı olup olmayacağına, test olup olmayacağına bırakın insanların kendisi karar versin” diye konuştu.

“PCR ZORUNLULUĞU GAYRİ HUKUKİ BİR UYGULAMADIR”

PCR testinin zorunlu olmasının ardından toplumda kutuplaşmaların oluştuğuna dikkat çeken Turhan, toplumda yaşanan kutuplaşmaya karşı yetkililerin harekete geçmesi gerektiğinin altını çizerek, “Yetkililerin bu durumu öngörmesi gerekirdi diye düşünüyorum. Öngörülemedi madem, şimdi zararları ayan beyan göründüğü halde bu zorunlu uygulamadan neden vazgeçilmiyor?

Söz konusu uygulama gayri hukukidir, gayri insanidir, gayri vicdanidir. Zorunluluklarla insanlar böyle baskılara maruz bırakılamaz” ifadelerini kullandı.

“FIRSATÇILIK SEBEBİYLE ÜNİVERSİTELİ KARDEŞLERİMİZ BARINMA SORUNU YAŞIYOR”

Gençlerin gelecek kaygısının yanı sıra üniversitede okurken barınma kaygısıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Bizler toplum olarak ne oldu da bu hallere düştük? Fırsatçı bir toplum haline kim dönüştürdü? Ne yazık ki bunların hiçbiri gündeme gelmiyor. Sel ve deprem felaketlerinde karşılaştığımız fahiş fiyat artışı fırsatçılığıyla şu anda üniversite kayıtlarının başlamasıyla birlikte genç kardeşlerimiz karşılaşıyor. Bu fırsatçılık sebebiyle üniversiteli kardeşlerimiz barınma sorunu yaşıyor. Bu gençler bizim emanetimizdedir” dedi.