Görüş ve Düşünce Karabağ Siyasetinin İçyüzü



ID:80175
Yayınlanma:
10 Eki 21

Karabağ toprakları Ermeniler tarafından işgal edildiğinde, dönemin Azerbaycan Devlet Başkanı Haydar Aliyev'in İran'dan yardım istemiş.

Azerbaycan toprakları olan Karabağ Ermeniler tarafından işgal edildiğinde, dönemin devlet başkanı Haydar Aliyev'in İran'dan yardım istemesi üzerine, İran İslam Cumhuriyeti Azerbaycan topraklarının işgalden kurtarılmasına yardımcı olmak üzere devrim muhafızlarından oluşan savaş tecrübesi yüksek komutanlarını Azerbaycan'a göndermişti.

Bu İranlı savaşçıların başındaki komutanın ismi ise Mansur Hakikatpur Kudüs TV Gündem Özel programına Skype ile bağlanarak, İran'ın Azerbaycan'a askeri yardımları ve yaşanılan hadiseler konusunda çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Bu önemli açıklamaları sunuyoruz:

AZERBAYCAN'A NASIL GİTTİK

Haydar Aliyev’in cumhurbaşkanı olduğu ve Karabağ işgal edildiği dönemde Haydar Aliyev’in daveti üzerine Azerbaycan'a gittik. Biz oraya sadece Haydar Aliyev’in çağrısı üzerine gitmedik. İmam Seyyid Ali Hamanei bu konuda bir fetva vermişti. İmam Hamanei'ye ulaştırmak üzere sormuştuk: “gittiğimiz bölge savaş bölgesi, orada başımıza bir şey geldiğinde, hayatımızı kaybetmemiz durumunda bizim durumumuz ne olur?” İmam Hamanei bu sorumuza şöyle cevap vermişti: “Karabağ bir İslam toprağıdır. İslam topraklarını savunmak için savaşırken hayatını kaybeden de şehittir.” Dolayısıyla hem İslam Cumhuriyeti'nin Azerbaycan konusundaki tutumu, hem de bizim Azerbaycan'a gidişimizin arkasındaki en önemli dini-siyasi liderimiz olan İmam Hamanei'nin vermiş olduğu bu fetva idi.

Azerbaycan'a gittiğimizde, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev, Azerbaycan Savunma Bakanı ve bizimle orada koordinasyonu sağlayan askeri yetkili ile ilk iş olarak bir savunma stratejisi belirledik. Çünkü böyle bir şey yoktu. Azerbaycan ordusunun durumunu ve eksiklerini belirledik. Bu görüşmede Aliyev bizden Azerbaycan gençlerinin savaş için eğitilmesini ve gece savaşlarına da hazırlanmasını istedi. Azerbaycan ordusunun savaş tecrübesi ve eğitimi de yoktu. Bunun yanında savaşmak için psikolojileri de müsait değildi. Biz ilk olarak çok önemli iki şey yaptık: İlki, kısa vade olarak ön saflara geçip buralarda savaştık. Ve bir ön cephe analizini yaptık.

GENERAL İSMAİL KAANİ DE KARABAĞ CEPHESİNDEYDİ

Çok ilginç bir hatırayı size anlatayım. Bazı savaş cephelerinde baktık ki Azeri kardeşlerimiz tuhaf bir şekilde mevzilerini terk edip geri çekiliyorlar. Azerbaycanlı komutan kardeşlerimize “bu askerler niye kaçıyorlar?” diye sordum. Cevaben “Ermeni tankları ilerliyor da ondan kaçıyorlar” dedi. Bu şekilde cevap alınca, ben şimdi Kudüs Gücü komutanı olan General İsmail Kani ile birlikte “bizim ikimize bir jip verin” dedim. Bir Jip alıp cephenin ön hattına doğru ilerledik. Jipimiz ileri hatta çamura saplandı. Ben, general Kaani, general Oruç ve iki Azerbaycanlı komutan jipden indik. Askerler de jipi çamurdan çıkarmaya çalışıyorlardı. Yirmi adım jipten uzaklaşmıştık. Meğer jipin çamura saplandığı yer mayın bölgesiymiş. Jip mayına basmış biz indiğimizden dolayı çamurdan yavaş yavaş kurtulan tekerleri mayının üzerinden kalktığı için mayın patladı. Bu jip gözümüzün önünde paramparça oldu. Buradan yürüyerek İleri çatışma hattına ilerleyip siper aldık. Yanımızdaki Azeri komutana “askerlerin kaçmasına sebep olduğunu söylediğin o Ermeni tanklarını nerede, gösterir misin?” dedim. Biz orada saatlerce siper aldık ama bir tek tank bile görmedik. Meğer Ermeniler tank sesini kaydedip yüksek sesle hoparlörden yayınlıyorlar. Azeri kardeşlerimiz de bunu gerçekten tank geliyor sanıp kaçıyorlar. Buna Azerbaycanlı komutanlar şahit. Bu da onların savaşmak için gerekli psikolojilerinin olmadığını gösterdi bize.

Biz İranlı komutanlar ön cephede gördüğümüz bu olayı analiz edip döndük geldik. Biz Azerbaycan'da üç tane kışla oluşturduk. Azeri askerleri o kışlalara yerleştirip, eğitmeye başladık. Burada her biri 550'şer kişilik yaklaşık 11 tabur askere hızlı bir eğitim verdik. Ortalama 6,500 kişilik bir askeri güç oluştu. O günlerde bütün Azerbaycan ordusu asker sayısı yaklaşık 10 000 idi. On binden biraz daha azdı. Yani biz yaptığımız bu eğitimlerle Azerbaycan ordusunun savaş kapasitesini ortama yüzde altmış yetmiş arası arttırdık.

Hazırlanan ilk taburla hemen bir tatbikat hazırladık. Bunun görüntüleri şu anda internette. Azerbaycan'dan bütün üst düzey yetkililer bu askeri tatbikatı görmek için oraya geldiler. Tatbikat bitti. İlk Ermeni hattını, kendilerini ilk tabur derhal almayı başardı.

İlk Ermeni hattını İşte bu eğitim verdiğimiz Azerbaycanlı askerleri ile ele geçirdik. İşte bu tabur Haydar Aliyev ve savunma bakanı önünde çok güzel bir gösteri yaptılar. Aliyev bu tablo karşısında çok şaşırdı ve şunu söyledi: O güne kadar ilk kez bir Azerbaycanlı askeri grup Cumhurbaşkanı önünde Azerbaycan milli marşını okudu. Bu güne kadar askerler okumamıştı. Haydar Aliyev Bey dönüp bana dedi ki: “Sen benim nazarımda sadece askerimizi eğitmedin. Sen Azerbaycan için bir kaplan ordusu eğittin.”

Daha ilginci bu tugay ve taburlar verdiğimiz dersler sonrasında hepsi namaz kılmaya başladı. Kırk beş günde askerlerin tamamı Kur'an okumayı öğrendi. Bahsettiğim bu taburdaki askerler o kadar mükemmel yetiştiler ki; dağda müthiş derecede karla kaplı bir dağ savaşında düşmana karşı direndiler ve bir destan yazdılar. Müthiş bir psikolojileri vardı. Onlara kahramanlık şiirleri ve türküleri öğretmiştik. Her biri bizim kendi savaşımızda gördüğümüz İranlı gençler gibi gerçek birer savaşçı olmuşlardı.

Bu süreçte biz bütün üst düzey yetkilileri haftalık bir raporla bilgilendiriyorduk. Brifing veriyorduk. Bir komuta merkezi kurduk. Bunu iki yerde kurduk. Birisi savunma bakanlığında, diğeri Azerbaycan parlamentosunda. Savaşın ilk günlerinde Azerbaycan ordusu için gerekli olan silahların önemli bir kısmını bizzat kendimiz silahları temin ettik ve Azerbaycan ordusu hediye ettik.

Savaş sahnesini tamamen Azerbaycan lehine çevirebilmek için bir şey daha yaptık: Bu çok önemli ikinci girişimiz şu oldu. O günlerde Azerbaycan ordusunda Allah rahmet eylesin değerli kardeşim şehit Ruşen Cevadov (Azerbaycan Özel Kuvvetler Komutanı) vardı. Onunla bir koordinede özellikle Afganistan'dan çoğunlukla getirdiğimiz Müslüman kardeşlerimizi eğittik. Eğittiğimiz Afganlı kardeşlerimizle Ermenistan’ın ön cephedeki işgal hattı Afganlı savaşçıların eline geçti.

İSRAİL'İN "NİL'DEN HAZAR'A PROJESİ"

 ‘İsrail’n “Nil den Fırat’a’’ projesinin yanı sıra, bir de ‘İsrail’in “Nil den Hazar’a kadar” şeklinde bir projesi var.

Sizden ricam şu, son Karabağ savaşında. Siyonist ‘İsrail’in “Nil den Hazar’a kadar” olan ve Yahudilik de kutsalmış gibi lanse etmeye çalıştığı bu uğursuz palanın köklerini deşmenizi size tavsiye ederim. Çok ilginç bir nokta var burada.

Siyonistlerin Azerbaycan’ın Hazar bölgesindeki varlığında; ırkçı, milliyetçi akımı kullanıyor. Aynı ‘İsrail’ diğer tarafta “pan-Kürtçülük” sloganları yükseltiyor. Aynı ‘İsrail’ bu tarafa dönüp “pan-Türkçülük” sloganları veriyor. Aynı bir başka yerde kalkıyor “pan-Azericilik” yapıyor.

Şehit Fahrizade’nin şehadetin de iki nokta var. Belki bunu ilk kez duyuruyoruz. Çok yakın bir dostum bir gün bana dedi ki: “Şehid Fahrizade’yi vuran kurşunlar nerden geldi biliyor musun? İnsansız bir hava aracından geldi. O insansız hava aracının üssünü bulduk. Azerbaycan’dan kalkmıştı. Bunu Azerbaycan devleti hükümeti yaptı demiyorum. Bu kesinlikle onların işi değil. Ama bu orada bulunan ‘İsrail’lilerin işi.”

İSRAL İHA'SI VE AZERBAYCAN SAVUNMA BAKANININ İTİRAFI

İkinci konu benim bizzat yaşayıp tecrübe ettiğim bir olay. Ben İran parlamentosunda güvenlik komisyon başkan yardımcıydım. İran nükleer Araştırma Merkezi'nin bulunduğu Natanz'da bir İHA'yı bizim hava savunmamız düşürdü. Bu Helmis türü bir İHA idi. İran İslami Şura Meclisi beni bu konuyu incelemekle görevlendirdi. İlgili askeri komutanları çağırdım. Ellerindeki bütün bilgileri getirdiler. Bu olaydan tam yarım saat önce bir İHA'nın Azerbaycan topraklarından kalkıp Natanz'a doğru geldiğini kaydetmişler. Sonunda Bu İHA'nın Azerbaycan’dan kalkıp Natanz'a geldiğinden hiç şüphe kalmamıştı. Nokta olarak bunu tespit ettik. Hangi üstten kalktığını da biliyoruz. Biz her şeyden vazgeçebiliriz, ama onur ve şerifimizden asla taviz vermeyiz. İran yüksek güvenlik konseyine bir uyarıda bulundum. “Bu konunun sonuna kadar üzerine gidip sonuçlandırmazsanız; savunma bakanını buraya çağırır ve mecliste gensoru ile düşürürüm” dedim. Böyle bir karar verildi orda.

Savunma bakanı ve o istihbarat komutanı olan şahıs özel bir uçak ile bu uyarımızı Azerbaycan cumhurbaşkanına iletmek üzere Bakü’ye gittiler. Gidecekler ve bu uyarıda bulunup hiç beklemeden döneceklerdi. Savunma bakanı dönüp bana şöyle bir rapor verdi. İlham Aliyev Bey, savunma bakanı ve ilgili komutanların bulunduğu bir toplantıda kendisine durumu aktardık. Oradan bize doğru kalkan İHA ile ilgili bütün bilgi ve belgeleri önüne koyduk. Vurulan İHA'nın parçalarını topladık. Filistin’de, Lübnan’da düşürülen İHA’ların parçalarıyla karşılaştırdık. Düşürülen bu İHA'nın bir İsrail hava aracı olduğuna hiç bir şüphe kalmamıştı.

İlham Aliyev'in kendi savunma bakanı o toplantıda kendisine “evet, bu İHA Azerbaycan topraklarından kalktı” dedi. Bu itiraf üzerine bizim savunma bakanımız; “o halde siz suçlusunuz ve bunun bir karşılığı olacaktır” dedi. “Bunu söylediğimde İlham Aliyev’in rengi sarardı. Elleri titredi. Çok öfkeli bir şekilde Azerbaycan hava kuvvetleri komutanına dönerek bağırdı. “Siz mi yaptınız, Bunu” dedi. Azerbaycan hava kuvvetleri komutanı “hayır biz yapmadık buradaki misafirlerimiz yaptı” dedi. Bunun ardından İran savunma bakanı Aliyev’e gerekli açıklamalarda bulundu. Ve “bunun kesinlikle karşılığı verilecek” dedi. Beklemeden Tahran’a geri döndüler.

Onlar hemen peşinden Tahran’a geldiler özür dilediler. Bakın bunu İran tarafında yetkililer kabullendiler. Ama ben bunu asla kabullenemedim. Ama büyüklerime karşı saygı duyduğum için sustum. Ama kendilerine şu uyarıda bulundum. “Bu bir daha tekrarlanırsa, orayı biliyorum. Ve orayı yerle bir ederiz” dedim.

AZERBAYCAN HALKININ SİYONİZMİN NECİS VARLIĞINA TAHAMMÜLÜ OLMAZ

Şunu kimse unutmasın ki; Siyonistlerin bir bölgedeki varlığı, o bölgede siyasi, istihbarat, güvenlik ve askeri yapısı üzerinde kesinlikle kaçınılmaz etkiler bırakacaktır.

Karabağ gibi tertemiz İslam toprağında, Siyonistler gibi kirli ve pis varlığını kabul etmek mümkün mü? Bu bizim için kabul edilir bir şey değil. Azerbaycan’ın gayretli milletinin böyle bir şeyi sindiremeyeceğini biliyorum.

İnanıyorum ki, Azerbaycan halkı, onurlarının, iffet, izzet ve şereflerinin Siyonistlerin çizmeleri altında iki paralık olmalarına göz yummayacaktır.

İlham Aliyev Bey eğer bu olayı derleyip toparlamayı başaramazsa, Siyonistlerin bu bölgedeki varlığının ateşi sayın Aliyev’in de, ailesinin de eteklerinin tutuşup yanmalarına neden olacaktır. Ve tarih İlham Aliyev hakkında çok kötü bir yargıda bulunacaktır.

KudüsTv