Mevlid Kandili Bid’at mıdır?



ID:80456
Yayınlanma:
17 Eki 21

Bu geceye ait bir namaz veya özel bir ibadet varmış gibi davranmadan ve sadece o gece veya gün değil de Peygamberimiz’in(s.) doğumunun yıldönümüne yakın olan günlerde recaen (karşılığını Allah’tan ümit ederek) salavat getirme başta olmak üzere ibadet sayılan hayırlı/salih amellerin yapılması güzeldir.

Zor bir meseleyi ele aldığımın farkındayım. Mevlid, kelime anlamıyla doğum yeri ve doğum zamanı demektir. Bu kelime, terim olarak Peygamberimiz’in(s.) doğum zamanı anlamında kullanılmaktadır.

Eski dönemlerde, özellikle Osmanlı döneminde mübarek sayılan gecelerde kandiller yakıldığı ve   Mevlid Gecesi de mübarek bir gece sayıldığı için bu geceye de diğer mübarek gecelere dendiği gibi kandil gecesi denmiştir.

Bid’at ise, kelime anlamıyla sonradan ortaya çıkarılan, yaratılan ve üretilen demektir.

Bid’atın terim anlamı/en güzel tanımı şudur: Aslı veya özü İslam’da olmayıp da sonradan İslam adına ortaya çıkarılan şeylere bid’at denir. 

Nazar boncuğu, büyü/sihir anlamına gelen muska yapılması gibi şeyler bid’attır. Örneğin yüksek bir yere çıkıp ezan okumak sünnettir.

Sesi daha ötelere götürebilmek için ve namaza davet amaçlı olması hasebiyle, bu ruha uygun olarak mikrofon ve hoparlör kullanmak da sünnete uygundur; yani İslam’da bunun özü vardır. Bu yüzden buna bid’at diyemeyiz. Tıpkı bunun gibi Sahabiler döneminde de Peygamberimiz’in(s.) övülmesi, naatların söylenmesi takrir edilmiştir.

Dolayısıyla çeşitli vesilelerle olduğu gibi doğum gününün (genel olarak Sünniler’e göre 12  Rabiulevvel/Şiiler’e göre 17 Rabiulevvel) yıldönümünde de O’nun (s.) anılması, peygamberliğinden, siyerinden ve ahlakından  bahsedilmesi, O’na(s.) olan imanımızın, sevgimizin bir tezahürüdür -ki O(s.) bize ‘’nefsimizden de evladır.’’ (Ahzab: 6)- ve dolayısıyla bid’at değildir.  

Mevlid’in genel olarak Sünniler’e göre 12  Rabiulevvel ve Şiiler’e göre 17 Rabiulevvel olduğu görüşleri birleştirilerek bu iki tarihin olduğu hafta Vahdet Haftası ilan edilmiştir.

İslam’da itidal -ki iki zıt yöndeki aşırılıktan uzak kalmak anlamındadır- kavramı merkezi bir kavramdır. İtra, uluhiyet ve rubûbiyette şirk (Allah’a ortak koşma) bağlamında aşırı övgü demektir.

Peygamberimiz’in(s.) Hz. İsa (a.s.) örneği vererek yasakladığı budur. Muhammed(s.) isminin anlamı zaten Allah ve melekleri tarafından yüceltilerek övülen demektir. 

Halk arasında Mevlid diye bilinen, folklorik bir değeri olan ve aslında bir naat sayılan Süleyman Çelebi’nin yazdığı Vesiletu’n-Necat (Kurtuluş Vesilesi) adlı eserdeki tek sorun, Allah’a atfen söylenen ‘’Ben sana aşık olmuşam ey Şerif!’’ ifadesidir.

Kendini kaybetme gibi olumsuz çağrışımlar yapan aşk ifadesi Allah’a atfedilemez.  Mevlid Gecesi ve yakın zamanlarda gerçekleştirilen Mevlid bağlamında yapılan salih/hayırlı ameller; Regaib Gecesi, Miraç Gecesi/Bi’set Gecesi, Beraat Gecesi veya Kadir Gecesi gibi mübarek olarak teşri edilen gecelerden biri gibi düşünmeksizin yapılabilir. 

Bu geceye ait bir namaz veya özel bir ibadet varmış gibi davranmadan ve sadece o gece veya gün değil de Peygamberimiz’in(s.) doğumunun yıldönümüne yakın olan günlerde recaen (karşılığını Allah’tan ümit ederek) salavat getirme başta olmak üzere ibadet sayılan hayırlı/salih amellerin yapılması güzeldir.

Özellikle O’nun anılması, O’nun (s.) peygamberliğinden, siyerinden ve ahlakından bahsedilmesi çok iyi olur.