Bir Portre Nuri Pakdil ümmetçi ve devrimciydi!



ID:80529
Yayınlanma:
19 Eki 21

"Kudüs Şairi" unvanlı Nuri Pakdil, vefatının ikinci yılında rahmet ve özlemle anılıyor.

"Kudüs Şairi" unvanlı Nuri Pakdil, vefatının ikinci yılında rahmet ve özlemle anılıyor.

Bir röportajında “İslamiyet'in hükümlerini egemen kılmak için devrim yapmak gerektiğine inanıyorum” diyen Nuri Pakdil, Atasoy Müftüoğlu’nun ifadesi ile devrimci bir öfkeye sahipti.

Atasoy Müftüoğlu, Nuri Pakdil için ‘Nuri Bey’de bir öfke vardır. Bu öfke anlık bir öfke değil, sürekli yaşadığı bir acının tezahürüdür. Onu sürekli huzursuz eden bir şey var. Nedir? İslam’ın belirleyici ve tayin edici olmadığı bir toplumda yaşıyor olmaktan kaynaklanan bir huzursuzluk. Yani kapitalist, seküler, liberal bir sistemde yaşıyor olmanın verdiği acı. Pakdil hayatını o acı, öfke üzerine kurmuştur. Bunu aşabilmek için yeni bir dilin, behemehâl hayati bir zorunluluk olduğu kanaatine varmıştır. Bunun da en güzel yol ve yöntem olarak edebiyatla olabileceğini düşünmüştür. Yazıları ve şiirleri hem öneri, sorgulama, öfkedir ve aynı zamanda tarzdır. Kendisinin “klas duruş” olarak tanımladığı bir tarz’ diyordu.

Ümmetçi duruşu

Nuri Pakdil, evrensel bir İslami bilince, kısacası ümmet bilincine sahipti. Nuri Pakdil’in kalbinde Mevdudi’den Seyyid Kutub’a, Muhammed Hamidullah’dan İmam Humeyni’ye kadar devrimci tüm önderlere, düşünürlere yer vardı.

İran İslam Devrimi onda büyük bir coşkuya neden olmuştu. İran İslam Devrimi’nin Türkiye ve bütün dünyaya umut olduğunu söyleyen Pakdil, evindeki kütüphanesinin en görünür yerinde İmam Humeyni’nin kapak yapıldığı Time Dergisi’nin nüshasını saklardı. Musa Çağıl ve Bekir Karlığa, hatıralarında İran İslam Devrimi'nin Nuri Pakdil’i sevince boğduğunu belirtiyorlar.

Nuri Pakdil kimdir?

1934 yılında Kahramanmaraş’ta doğan Pakdil, ilkokuldan itibaren yazmaya başladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1965 yılında mezun oldu.

1964 yılında İstanbul'da Yeni İstiklâl Gazetesi'nde sanat sayfaları düzenledi. Üniversite yıllarında Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç gibi sanatçı, edebiyatçı ve düşünürlerle yakın ilişkiler kurdu. Hukuk Fakültesi’nden 1965 yılında mezun olduktan sonra 1967 yılına kadar Hukuk Müşavirliği yaptı. Avukatlık stajını tamamladıktan sonra bu mesleği ilkelerine ters bulan Pakdil, avukatlık yapmadı. 1967 yılından 1973 yılına kadar Devlet Planlama Teşkilatı'nda uzman olarak çalıştı.

1969 yılında Edebiyat dergisini çıkardı. 1972 yılında da Edebiyat Dergisi Yayınları'nı kurdu ve 1984 yılına kadar devam etti. Edebiyat Dergisi Yayınları, 1972-1984 yılları arasında 18'i Nuri Pakdil imzasını taşıyan, 45 kitap yayımladı. Paris ve Roma'ya gitti; gezi izlenimlerini Batı Notları adlı kitabında anlattı. Nuri Pakdil, Edebiyat Dergisi'nde yazanlara müstear isimler takmakla meşhurdu. Kendisinin de 16 farklı ismi vardı. En çok "Ebubekir Sonumut" adını kullanıyordu.

1984 yılında kitap yazmaya ara verdi. 28 Şubat 1997 tarihinde Edebiyat Dergisi Yayınları'ndan çıkardığı “Sükût Sûretinde” isimli kitabıyla suskunluğunu bozdu ve ard arda kitaplar yayınlamaya başladı.

2014 yılında verdiği bir röportajda, "Kendinizden hep devrimci olarak söz ediyorsunuz. Neye karşı nasıl bir devrim?" sorusuna şu karşılığı vermişti:

İslamiyet'in hükümlerini egemen kılmak için devrim yapmak gerektiğine inanıyorum. Ona vurgu yapıyorum.

Aynı röportajda başka bir soruya da "Ne sağcıyım, ne solcuyum; ben sadece İslamcıyım efendim! Özgürlükçü, emekten yana olan dinden yanayım." karşılığını vermişti.

Nuri Pakdil, 18 Ekim 2019’da ahirete göç etti.

İslami Analiz