Fikir ve Analiz ABD ve İsrail sivilleri öldürmeyi nasıl meşrulaştırıyor? / Jonathan Cook



ID:81616
Yayınlanma:
24 Kas 21

Masumları 'kazara' veya 'istemeden' öldürdüklerini söyleyen ya da 'teröristler onları kalkan olarak kullanıyordu' diye mazeret üreten devletler aynı zamanda masumları öldürmeye devam eden devletlerdir.

"Dürüst bir hata", eşinize yanlış parfümü satın almak veya birini yanlışlıkla bir e-posta zincirine kopyalamaktır. Bir arabaya insansız hava aracı ile füze ateşleyerek 10 sivili öldürmek - ve bunu dakikalar öncesinden küçük bir çocuk hedef alanında açıkça görünürken yapmak “dürüst bir hata” değildir.

Bu ay sözde "bağımsız" bir Pentagon soruşturması, ABD komutanlarının Ağustos ayı sonlarında yedi çocuk da dahil olmak üzere bir Afgan ailesini öldüren bir insansız hava aracı saldırısına izin vermesini tekrar “iyi niyetli bir hata” olarak niteledi. Soruşturmada adı geçen ABD hava kuvvetleri generali hakkında, hiçbir ihmal veya görevi kötüye kullanma olmadığı ve hiçbir disiplin cezası uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varıldı.

ABD'nin savaş suçları
Hafta sonu, Pentagon kendini tekrar akladı. Suriye'deki Bağuz'a 2019'da onlarca kadın ve çocuğu öldüren hava saldırısını “haklı” olarak nitelendirdi. Bu yaklaşımını, New York Times tarafından yapılan bir araştırmanın, bombalananların ABD destekli milisler ile IŞİD arasındaki çatışmalardan kaçan siviller olduklarını göstermesinden sonra bile değiştirmedi.

ABD askeri avukatı Dean Korsak, olayı o sırada potansiyel bir savaş suçu olarak niteledi, ancak Pentagon hiçbir zaman bir soruşturma yapmadı. Kamuoyunun dikkatini çekmesinin tek nedeni Korsak'ın ayrıntıları Senato denetleme komitesine göndermesi olmuştu.

Pentagon, Afganistan soruşturmasının sonuçlarını açıklarken, yirmi yıllık başarısız işgalin ardından Afganistan'dan aceleyle, Vietnam’da yaşanana benzer bir tarzda çıkışının ardından gerçek önceliklerinin ne olduğunu açıkça belirtti. Hesap verebilirliği değil, imaj yönetimini önemsiyorlar.

Pentagon'un, sivil bir araca ateş eden insansız hava aracı operatörlerine ve komutanlarına karşı harekete geçmeyi reddetmesi ile, geri çekilme sürecinin yürütülme tarzını eleştiren askerlerinden birine derhal baskı yapmasıyla tezat oluşturuyor. Kıdemli denizci Stuart Scheller, üstlerini alenen eleştirdikten ve bunun için sosyal medyayı kullandıktan sonra, geçen ay askeri mahkemeye çıkarıldı.

İkisinden hangisi ABD ordusunun Afganistan'daki veya faaliyet gösterdiği dünyadaki diğer alanlardaki rolünü daha fazla itibarsızlaştırmaya neden olabilir ki? Scheller'in yorumu mu, masum bir aileyi öldürenlerin cezasız kalması mı?

Sömürge tarzı anlatılar
Pentagon, savaş suçları nedeniyle incelemeden muaf tutulmayı umma konusunda yalnız değil.

“Dürüst hata”, Batılı ülkeler sivilleri öldürdüklerinde kendilerine ve dünyanın geri kalanına söyledikleri, uzun zamandır devam edegelen bir sömürge anlatısı tarzıdır. Batılı birlikler başkalarının topraklarını çiğneyip işgal ettiklerinde bunu, güvenliği sağlamak veya demokrasiyi yaymak adına yaparlar. “Biz her zaman iyi adamlarız, onlar kötüler.” “Biz hata yaparız, onlar suç işlerler.”

Bu kendini beğenmişlik, Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin ABD, Avrupalı ve İsrailli komutanları veya politikacıları savaş suçlarını işledikleri için kovuşturmak bir yana, soruşturma gerektiği yönündeki herhangi bir öneride bulunduğunda bile, Batı'nın öfkesinin kaynağı haline gelmektedir.

Mahkemelerin önüne çıkarılması ve bir bedel ödemesi gerekenler yalnızca Afrikalı liderler veya NATO düşmanlarıdır. Ancak son Pentagon soruşturmasındaki hiçbir şey, “dürüst bir hata” anlatısını doğrulamaz. Batı medyasında insansız hava aracı saldırısına “içine edilmiş” gibi bir atıfta bulunulsa bile.

Soruşturmanın açılması bile dürüst değildi. Bir Pentagon generalinin ABD birliklerinin karıştığı bir olayı soruşturması nasıl "bağımsız" olabilir?

Bir ABD yardım kuruluşunun çalışanı olan Zmaray Ahmadi'nin ailesini öldüren drone operatörlerine, beyaz Toyota Corolla'sı IŞİD'e ait olduğu bildirilen benzer bir araçla karıştırıldığı için bunu yapma yetkisi verildi. Ancak bu marka Afganistan'daki en yaygın araçlardan biridir.

Çalıştığı yardım kuruluşunun başkanı gazetecilere şunları söyledi: "Dünyanın en güçlü ordusunun, bir yardım görevlisi olan Bay Ahmedi'yi, arabada sekiz saat boyunca takip etmesine rağmen, kim olduğunu ve bir ABD yardım kuruluşunun merkezinden çıktığını neden fark edemediğini anlayamıyorum."

Karar, en iyi ihtimalle, Ahmedi'nin gerçek bir hedef olup olmadığı ve sonuç olarak çocukların öleceği konusunda pervasızca umursamazdı. Ancak daha büyük olasılıkla, Ahmedi'nin aracına saldırdığında, tüm ABD askeri sistemi, intikam için kör edici bir susuzluğun pençesindeydi. Üç gün önce, Afganların son tahliye uçuşlarından birinde yer edinme umuduyla toplandıkları Kabil havaalanına yakın bir yerde bir bombanın patlaması sonucu 13 Amerikan askeri ve 169 Afgan sivil ölmüştü.

Bu havaalanı patlaması, Taliban'ın Amerikan birliklerini Afganistan'dan etkili bir şekilde kovalamasından sonra son askeri aşağılamaydı. Saldırı IŞİD tarafından düzenlendi. İntikam - “caydırıcılık” veya “askeri onur”u geri kazandırmak kisvesinde olsa bile - “dürüst bir hata” değildir.

Davranış tarzı
Ancak Pentagon soruşturmasına şüpheyle yaklaşmak için daha da büyük bir neden var. Aynı hatalar gerçekleşmeye devam ettiği taktirde “dürüst hata” savunması artık yapılamaz. “Dürüst hatalar” bir davranış tarzı olamaz.

Yine de ABD'nin Afganistan ve Irak'ı işgal ettiği ve Suriye'ye müdahale ettiği uzun yıllar, aileleri yok eden veya düğün törenlerini hedef alan hava saldırılarıyla lekelendi. Bu, Pentagon'un “teröristlerin etkisiz hale getirilmesi” konusundaki daha önceki hatalı iddialarının gölgesinde kaldığı için nadiren manşetlerde yer alıyor.

Ancak ABD'nin Afganistan işgalinin sonunda fiyasko ile sonuçlanmasının nedeni tam da bu tür "hatalar"dı. Pentagon'un Afganları yaylım ateşleri ile öldürmesi, yerel halk arasında o kadar çok düşman yarattı ki, ABD destekli yerel yöneticiler tüm meşruiyetlerini kaybetti.

ABD ve İngiltere'nin Irak'ı işgali sırasında da benzer bir şey yaşandı. Pentagon'un sivilleri öldürürken "dürüst hatalar" yaptığına inananların WikiLeaks tarafından 2012'de yayınlanan "Collateral Murder" adlı videoyu izlemesi gerekiyor.

Videoda, 2007 yılında helikopter pilotlarının Bağdat sokaklarında dolaşan, aralarında iki Reuters gazetecisinin de bulunduğu Iraklı bir kalabalığa füze saldırılarını teknik kayıtsızlık ve ürkütücü bir neşe karışımıyla tartışırken çekilen görüntüsü yer alıyor.

Geçen bir minibüs yaralılardan birinin yardımına yetişmeye çalıştığında, ön koltukta bir çocuk görünmesine rağmen pilotlar tekrar ateş ediyor. Aslında, minibüsün içinde iki çocuk bulunuyordu. Olay yerine gelen ABD askerleri, her iki çocuğun da ABD’li doktorlarca tedavisi edilmesini reddetti.

Pilotlara zayiatlar anlatıldığında, bir kişi şu yorumu yaptı: "Eh, çocuklarını bir savaşın içine sokmak onların suçu." Diğeri cevap verdi: "Doğru."

Video sızdırılmadan önce Amerikan ordusu, o gün öldürülen sivillerin bir silahlı çatışmanın çapraz ateşine yakalandığını iddia etti. Açıklamada, "Koalisyon güçlerinin düşman bir güce karşı açıkça muharebe operasyonlarına giriştiğine şüphe yok" denildi.

Ancak video, sivilleri öldürmek için özel bir niyet olmasa bile, bu Iraklıların ölüm şekillerine dair yapılan açıklamalarda dürüst olunmadığı veya hatalı bir saldırı gerçekleştiğine dair bir durum olmadığını açıkça gösteriyordu. Masum Iraklılar, ABD komutanları topraklarını işgal ettikleri kişilerin güvenlikleriyle ilgilenmedikleri için öldürüldüler. Çünkü onlar bu insanların, hatta Iraklı çocukların bile, yaşayıp ölmeleri konusunda umursamazdı.

Masumları öldürmek
Masumları “kazara” ve “kasıtsız” olarak ya da “teröristlerin arkalarına sığındığı için” öldürdüklerini en çok haykıran devletler aynı zamanda masumları öldürmeye devam eden devletlerdir.

Örneğin İsrail'in bu "trajik hata" ifadesini kullandığı versiyon, donanmasının Gazze'deki bir plajda dört çocuğun futbol oynadığı noktaya iki hassas füze ateşlediğinde kullandığı bahanedir. Anında öldürüldüler. 2014'te Gazze'yi yedi hafta boyunca bombardımana tutan İsrail, 500'den fazla Filistinli çocuğu ve 850'den fazla yetişkin sivili öldürdü. Ve yine de görünüşe göre hepsi “dürüst hatalardı” çünkü hiçbir asker, komutan veya politikacı bu ölümlerden sorumlu tutulmadı. Filistinli siviller her yıl, on yıllar sonra ölmeye devam ediyor ve her zaman “dürüst bir hata” tarafından öldürülüyorlar. İsrail'in mazeretleri de, Pentagon'un karıştığı vakalarda olduğu gibi, inandırıcılıktan tamamen uzak.

Her ikisi de suçlarını başka bir halkın davet edilmedikleri topraklarında işlediler. Her iki ordu da bu insanları iyi bir sebep olmaksızın yönetiyor ve yerel halka “düşman” muamelesi yapıyor. Ve her ikisi de askerlerinin mutlak bir cezasızlıktan yararlandığını bilerek hareket ediyor.

Pentagon, bu ay Afgan ailesinin öldürülmesiyle ilgili kararını verirken “yasayı çiğnemediğini” belirtti. Bu karar da dürüst değil. ABD ordusunun demek istediği, kendi kendine hizmet eden angajman kurallarını, ABD ordusunun yapmak istediği her şeye izin veren kuralları çiğnemediğidir. Başkalarının topraklarını işgal ettiğinde, kendisine hiçbir yasa uygulanmıyormuş gibi davranır. İşgal ettiği toprakların yasaları bile...

Bu argüman da dürüst değil. Savaş kanunları ve işgal kanunları vardır. Uluslararası hukuka göre bu böyledir. ABD, Afganistan ve Irak'ta bu yasaları defalarca çiğnedi, İsrail'in elli yıldan fazla bir süredir Filistinliler üzerinde hüküm sürmesi ve topraklarının bazı kısımlarını abluka altına alması gibi.

Sorun şu ki, gezegenin tek askeri süper gücüne ve müttefiklerine karşı uluslararası hukuku uygulayacak bir irade yok. Bunun yerine, hayırsever küresel polis rolünü üstlenmesine izin veriliyor.

İnceleme yok
Hem ABD hem de İsrail, savaş suçlarını yargılayan Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni kuran Roma Statüsü'nü onaylamayı reddetti. Bu reddetme de elbette "dürüst bir hata" değil. (Kasıtlı ve bilinçli bir karar!) Her birinin mahkemenin incelemelerinden kaçındığı düşünülüyor.

ABD'li ve İsrailli liderler, askerlerinin savaş suçu işlediğini biliyorlar. Kendilerinin de, bu askerlerin gerçekleştirmesi beklenen saldırı savaşlarını ve uzun vadeli işgalleri onaylayarak savaş suçları işlediklerini biliyorlar. Ancak ne umarlarsa umsunlar, Roma statüsünü onaylamama, mutlak bir hapisten kaçış anlamına gelmiyor. ABD ve İsrail liderleri, işgal ettikleri ülkeler, Afganistan ve Filistin'de olduğu gibi bunu onayladılar ise, hala UCM'nin yetkisi altına girme riskiyle karşı karşıyalar.

Buradaki sorun şu ki, Lahey mahkemesi yalnızca son çare olarak kullanılabilir - başka bir deyişle, öncelikle savaş suçlarıyla suçlanan herhangi bir ülkenin bu suçları ciddi şekilde soruşturmadığı gösterilmelidir.

ABD ve İsrail'in sivilleri her öldürdüklerinde “dürüst bir hata” yaptığını söyleyen koro, tam da buna bir kanıt teşkil ediyor. Yani ABD ve İsrail hukuk sistemlerinin savaş yasalarını yerine getirmekten veya kendi siyasi ve askeri yetkililerinden hesap sormaktan tamamen aciz olduğunu gösteriyor. Aslında bu yargı süreçleri zanlı ülkelerin değil UCM'nin işi olmalı.

Ama mahkeme korkuyor. Trump yönetimi, yetkililerinin Afganistan'daki ABD savaş suçlarını soruşturmasını durdurmak için geçen yıl bir savaş başlattı. Mahkeme yetkililerinin mal varlıkları bloke edildi ve ABD'ye giriş hakları reddedildi.

Mahkemenin Zmaray Ahmedi ve çocukları gibi Batılı savaş suçlarının kurbanları için harekete geçmemelerinin nedeni budur. UCM, geçen yıl ABD'nin Afganistan'daki savaş suçlarıyla ilgili iddiaları araştıracağını nihayet duyurmadan önce 15 yılını ayaklarını sürüyerek geçirmişti. Bu kararlılık, bir baskı kampanyası karşısında hızla çözüldü.

Eylül ayında, Ahmedi'nin ailesinin ABD'li insansız hava aracı operatörleri tarafından öldürülmesinden kısa bir süre sonra, mahkemenin başsavcısı, Afganlara yönelik yaygın işkence iddiaları da dahil olmak üzere ABD'nin Afganistan'daki eylemlerine ilişkin soruşturmaların “önceden düşürüleceğini” açıkladı. Soruşturma bunun yerine Taliban ve IŞİD'e odaklanacak.

Bir kez daha ABD'nin düşmanları hesap verecek, ama ABD'nin kendisi değil. Bu da "dürüst bir hata" değil.

Jonathan Cook/MEE