Politika Kötü yönetimin adı Kurtuluş Savaşı



ID:81642
Yayınlanma:
25 Kas 21

Türk lirasının rekor düzeyde değer yitirmesi Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir ve Kocaeli gibi şehirlerde protestolara yol açtı. Sokağa çıkanlar “hükümet istifa” sloganı attı.Hükümet kanadında ise tehdit geldi.

ürk Lirası’ndaki tarihi değer kaybının ardından hükümetin “Ekonomide kurtuluş savaşı veriyoruz. Dış güçler paramıza saldırıyor” iddiasına muhalefetten sert tepki geldi. “Krizin sorumlusu ülkeyi 19 yıldır yöneten hükümettir” diyen muhalefet liderleri erken seçim çağrısında ısrarlı: Türkiye kötü yönetiliyor. Ekonomi sahipsiz. Herkes olan bitenin farkında. Sandıktan başka çözüm yok.

Kemal Kılıçdaroğlu:

Erdoğan açtığı belalardan kurtulma derdinde. ‘Dış mihrak dersem arkamdan gelirler’ diyor. Millet artık bu numaraları yemiyor. Türkiye’yi peşkeş çekiyorsun. Ülkenin parasını bile sattın. Vatandaş seçim istiyor, korkma sandığı getir.

Temel Karamollaoğlu:

Biz gidişattan endişemizi dile getiriyoruz Cumhurbaşkanı muhalefeti düşman gösteriyor. İktidar ciddiyet ister. Tehditle, hakaretle, yeni bir ‘İstiklal Harbi’ yapıyormuş gibi milleti muhalefete karşı kışkırtmakla sorunları çözemezsiniz.

Ali Babacan:

Erdoğan ‘ekonomik kurtuluş savaşı’ diye bir şey uydurdu. Olan biten sadece hükümetin yanlışlarının bedelini millete ödetmesinden ibaret. Dünyada bizim yaşadığımız nitelikte bir kriz yok. Olan biten sadece burada, faili de Beştepe’de.

aksenermeralicjpg.jpg

Önce bu zihniyete karşı kurtuluş savaşı lazım

TL’deki tarihi değer kaybı muhalefet arasındaki trafiği hızlandırdı. CHP’nin ardından İYİ Parti’yi ziyaret eden Davutoğlu, iktidarı eleştirerek “Önce sizin bu zihniyetinize karşı bir kurtuluş savaşı vermek lazım” ifadelerini kullandı. Akşener de “Bu iş bilmez, cahil cehaletiyle övünen arkadaşları sandıkta oylarınızla göndereceğiz” diye konuştu.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ortak basın toplantısı düzenledi. “Beni kaygılandıran sebep Türk varlıklarının ucuzlaması” diyen Davutoğlu “İşte o dış mihrakların gelip onlara çöreklenmesi. Türk Lirası’nı, Türk varlıklarını değersiz kılıyorsunuz, dışarıdaki mandacı anlayışta olanların bunlara konmasına sebep oluyorsunuz, sonra da kurtuluş savaşı... Önce sizin bu zihniyetinize karşı bir kurtuluş savaşı vermek lazım” ifadelerini kullandı. Gelecek Partisi lideri “Ciddi bir ödemeler dengesi krizi bizi bekliyor. 50 milyar dış borç, 170 milyar dolar kısa vadeli dış borcun olduğu bir ülkede yeterli döviz stoku yoksa dış borçlanma ve bir müddet sonra 70 cente muhtaç olma bir ülke konumuza gelme riskimiz var. Cumhurbaşkanı’nın bunları görmesi, engel olması lazım” dedi. Vatandaşlara seslenen Davutoğlu “Şartlar ne olursa olsun hiçbir provokasyona gelmeden toplantıyı ve gösteri yapmak anayasal bir haktır. Bu hak kullanılabilir ama hiçbir provokasyona gelmeden, hukuki olarak süreçleri tamamlanmamış kontrolsüz kitle gösterilerinden uzak durmaya çağırıyorum.

Tepkilerinizi anayasal hak çerçevesinde kullanırken provokasyonlardan uzak kalınız” çağrısında bulundu. Akşener de “Aynı şeyi üçüncü kez yapıyorsanız bu hatadır. Ekonominin bu durumu iktidarın tercihi. Beceriksizliğin cahilliğin sonucunda geldiğimiz nokta bu. Eğer İstiklal Savaşı seçimi kazanmaya yönelik aba altından sopa göstermekse ben daha açığını söyleyeyim, geçmişinde bu dönemleri yaşamış bir kişi olarak bilirim ki kaosu çıkaran kaosun parçası olan yönetemez. Tecrübemiz bunun üzerindedir. bizi yönetenlerin ayağını denk alması lazım” dedi.

İYİ Parti lideri “Sağduyulu akıllı mantıklı olmak zorundayız hep birlikte. Bu iş bilmez, cahil cehaletiyle övünen bu arkadaşları sandıkta oylarınızla göndereceğiz. Ondan sonraki fasılda da bu ucube sistemden kurtulacağız” ifadelerini kullandı.

Görüşme öncesi partisinin grup toplantısında konuşan Akşener, Erdoğan’a “Türkiye ekonomisini işgal etmeye kalkanlar sen, beş müteahhidin ve liyakatsiz kadrolarından başkası değil” dedi. “Gel daha fazla tadımız kaçmadan getir sandığı” çağrısında bulunan Akşener “Panik rüzgârları Beştepe koridorlarında esmeye başlamış. Görüyorum ki milletimiz kararını çoktan vermiş, Erdoğan ve arkadaşları için yol görünmüş, bavulları toplama vakti artık gelmiş, hareket saati artık gelip çatmış. Bu vesile ile Erdoğan’a iyi yolculuklar, emeklilik hayatında da başarıla diliyorum” dedi. Akşener “Bu yolda provokasyonlar olacak, sakin olacağız. Sokağa çekmek isteyenler, milleti birbirine düşürmek isteyenler olacak; izin vermeyeceğiz” ifadesini kullandı.

temelkajpg.jpg

‘İstiklal Harbi’ kışkırtmasıyla sorunları çözemezsiniz

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, kur krizi dolayısıyla sosyal medya hesabından iktidara seslendi.

“Milletimizi Bilgilendirin”, “Açıklayın”, “Tercihinizi Yapın” ve “Vicdanınıza Sorun” başlıkları altında taleplerini sıralayan Karamollaoğlu “Siz bu politikaları bilerek ve benimseyerek mi uyguluyorsunuz, yoksa ‘dış güçler’ ülkemiz üzerinde yeni bir operasyon mu yapıyor? Gerçekten yeni bir şeyler mi deniyorsunuz, yoksa daha önce denediklerinizin faturasını şimdi millete mi ödetiyorsunuz? Uzmanlara, muhalefete hatta kendi partinizden sağduyusunu kaybetmemiş işin ehli kişilere artık kulak verecek misiniz, yoksa girdiğiniz bu çıkmaz sokakta son sürat ilerlemeye devam mı edeceksiniz? Hâlâ doğru yolda olduğunuzu düşünebiliyor musunuz? Ve artık vatandaşlarımızın şu kararı vermesine imkan tanıyın: Devam mı? Yeni bir başlangıç mı? Karar aziz milletimizin olmalıdır ve milletimizin vereceği hükmün başımız gözümüz üstünde yeri vardır. Bu krizden çıkışın yolu budur” ifadelerine yer verdi. Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında da krize yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Karamollaoğlu “Cumhurbaşkanı, muhalefeti düşmanmış gibi hedef alıyor. Bu mantıkla hiçbir şeyi düzeltemezsiniz. İktidar ciddiyet ister, tehditle, hakaretle, yeni bir ‘İstiklal Harbi’ yapıyormuş gibi milleti muhalefete karşı kışkırtmakla sorunları çözemezsiniz. Bu anlayışla devam ederseniz birkaç tane yalaka hariç yarın kimse size destek vermez” dedi. SP lideri şunları söyledi: “19 yıl iktidarda bulunan parti hâlâ eğitimle ilgili elle tutulur hiçbir şeyi ortaya koyamadılar. İktidardan tam gitmeden önce ‘3600 ek göstergeyi vereceğiz. Öğretmenlerle ilgili kanun çıkaracağız.’ diyorlar.

19 yıldır neden beklediniz? Görünen o ki bu arkadaşlar sadece seçime odaklı birtakım vaatler vermeyi ve problemleri çözüyormuş gibi yapmaya çalışıyorlar. 2003 yılında bir öğretmen maaşı ile 19.5 çeyrek altın alınabiliyordu, dün bir öğretmen maaşı 5 çeyrek altına düştü. 19 yıldır neredeydiniz, kış uykusunda mıydınız? Artık fiyatlar aydan aya, haftadan haftaya değişmiyor; günden güne, sabahtan akşama değişiyor. Muhalefeti problemlerin müsebbibi olarak algılarsanız; 19 sene değil, 119 sene iktidarda kalsanız dahi hiçbir problemi çözemezsiniz. Doların 6 TL’den 7’ye çıkması 16 ay, 7’den 8’e çıkması 27 ay, 8’den 9’a çıkması 11.5 ay, 9’dan 10 TL’ye çıkması 1 ay, 10’dan 11’e çıkması 6 gün, 11’den 12’ye çıkması ise sadece 4 gün sürdü. İpin ucu kaçınca artık saatler etkili oluyor. Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan bütün inşaatlar para basıyor. Anlaşmalar dolar bazında. Allah korkunuz yok mu ya. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Türkiye’mizin problemlerini çözecek adımları ne yapıp edip atmalısınız. Yoksa siz bunun altında kalırsınız ama zararı milletimiz çeker.”

tansuciller.jpg

27 yıl önce Çiller de ‘Ekonomik Kurtuluş Savaşı’ demişti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son faiz indirimi kararının ardından Türk Lirası’nın tarihi değer kaybı yaşamasına ilişkin konuşurken ‘ekonomik Kurtuluş Savaşı’ ilan etti. Erdoğan’ın açıklaması, 1994 yılında dönemin başbakanı Tansu Çiller’in ‘enflasyonu hızla düşürmek, TL’de istikrar sağlamak’ amacıyla açıkladığı ‘5 Nisan Kararları’nı ‘ekonomik Kurtuluş Savaşı’ olarak tarif etmesini yeniden gündeme getirdi.

gazete.jpg

Çiller’in ‘Ekonomik Kurtuluş Savaşı’ndan zaferle çıkalım’ sözleri 5 Nisan 1994 tarihli gazetelerde yer almıştı. DYP-SHP hükümeti bu sözlerden sekiz ay sonra seçime gitmek zorunda kalmıştı.

Millet ittifakı önde, kararsızlar azalıyor, ekonomide umut yok

ORC Araştırma, Gezici Araştırma ve Optimar son dönemde yaptıkları anketlerin sonuçlarını yayımladı. ORC Araştırma’nın 17-23 Kasım tarihlerinde yaptığı ankete göre Millet İttifakı 41.2 oy oranına ulaşırken, yüzde 40 oy oranına sahip Cumhur İttifakı’nı geride bıraktı. Gezici Araştırma Başkanı Murat Gezici ise ekonomik krizin büyük bir etken olacağına işaret ederek seçimin kaderini 1980-1999 doğumlu Y kuşağının belirleyeceğini söyledi. Sözcü’ye konuşan Gezici “Genel seçmen kitlesi içinde kararsızların oranı yüzde 28. Kararsız seçmenlerin yarısı ise Y kuşağından oluşuyor. Bu kesim arafta bekliyordu. Ekonomik kriz ile beraber artık kararsızların kararlı hale gelmeye başladı. Bu kriz ortamı kararsızları çözüyor; onları muhalefet cephesindeki partilerden birine atıyor” ifadelerini kullandı. Optimar’ın 13-20 Kasım arasında yaptığı araştırmaya göre seçmen en önemli sorunu ekonomi olarak görüyor. İktidara yakınlığı ile bilinen şirketin anketine katılanların yüzde 47.3’ü yakın dönemde ekonominin daha kötü olacağını düşündüğünü belirtirken ‘daha iyi olacak’ diyenlerin oranı yüzde 20.2’de kaldı.

Gelin seçim önergesini hazırlayalım

Edirne’de tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ekonomik krize ilişkin Meclis’teki muhalefet partilerin genel başkanlarının ortak bir basın toplantısı düzenleyerek hükûmeti istifaya davet etmesi çağrısında bulundu.

Demirtaş, Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Hiç değilse Meclis’te temsil edilen muhalefet partilerinin genel başkanlarının, ortak bir basın toplantısıyla hükümeti istifaya çağırmalarının ve yedi bölgede yedi ortak miting yaparak halkla birlikte derhal seçim istemelerinin önünde bir engel mi var? Bugün değilse ne zaman?” ifadelerine yer verdi. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da olağanüstü MYK toplantısı sonrası benzer bir çağrıda bulundu.

Sancar “Eğer iktidar, cumhurbaşkanı istifa etmez ve derhal seçim kararı almazsa görev muhalefet partilerine düşüyor” dedi ve şöyle devam etti:

“Bizim parlamentodaki muhalefet partilerine özel bir çağrımız var. Gelin, derhal seçim önergesini ortak bir şekilde hazırlayıp Meclis’e sunalım. Cumhurbaşkanı istifa etmiyorsa o zaman Meclis devreye girmelidir. 360 oya ihtiyaç olduğunun farkındayız. Ama önergemizi verelim, iktidar kanadından da halka karşı sorumlu davranabilecek milletvekillerine bir fırsat ve imkân sunalım. Çok boyutlu bu krize karşı çoklu mücadele birlikteliğine ihtiyaç var. O nedenle toplumsal muhalefet güçlerinin de çok daha somut öneriler etrafında buluşmaları acil bir ihtiyaçtır.”

kemalkilicdr.jpg

CHP’DEN HEMEN SANDIK MİTİNGLERİ

Erdoğan’a “Yönetme gücünü kaybettin, milletten korkma, sandığı getir” diye seslenen Kılıçdaroğlu “Seni seçime zorlamak için elimden ne geliyorsa yapacağım” dedi. “Böyle bir tabloyu Türkiye hiç yaşamadı” ifadesini kullanan CHP lideri, 4 Aralık’ta Mersin’den başlayarak mitingler düzenleyeceklerini açıkladı, ‘Haydi meydana’ çağrısı yaptı.

CHP Merkez Yönetim Kurulu olağanüstü toplandı. Kılıçdaroğlu, “Erdoğan şahsım hükümeti, Londra’daki bir avuç tefecinin Türkiye’deki temsilcisidir. Bütün bu tabloların bütün sorumlusu vardır; kifayetsiz, kibirli Erdoğan’dır. Her gelenin aldattığı adam Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetebilir mi? ‘Dış mihraklar’ demek ‘beni kandırdılar’ demektir. Seni ve şürekanı seçime zorlamak için seçim yaptırmak için elimden ne geliyorsa, ne gerekiyorsa yapacağım” dedi. Toplantının ardından basın toplantısı düzenleyen CHP lideri şunları söyledi:

“Demokrasi içinde çıkış arıyoruz. Güvensizliğin kaynağı ne? Şahsım hükümeti, sarayda oturan zat. Her konuşmasıyla ekonomiyi allak bullak ediyor. Böyle bir tabloyu Türkiye hiç yaşamadı. Fakir fukaranın çocukları açlığa mahkûm edilecek. Açlık fakirin fukaranın kapısındadır. İnsanlar çocuklarını doyuramayacaklar. Bu tablo kaldırılacak bir tablo değildir. Hiç sağ sola bakmaya gerek yok. Sorumlu belli. ‘Her şeyin sorumlusu benim’ diyen kişidir. Erdoğan’dır. Erdoğan şahsım hükümeti, Londra’daki bir avuç tefecinin Türkiye’deki temsilcisidir. Onlara çalışıyor, hizmet ediyor. Hizmetini sürdürüyor.”

“Şimdi açtığı belalardan ‘nasıl kurtulabilirim’ arayışı içinde. ‘Dış mihraklarmış, ekonomik modellermiş.’ Ne dış mihrakı kardeşim? Dış mihraklardan kimi kastediyorsun? Milleti kandırıyor, kandıracağını sanıyor. ‘Dış mihraklar dersem arkamdan gelen olur’ diyor. Millet artık bu numaraları yemiyor. Vatandaş akşam geliyor, mutfağa bakıyor. Hangi dış mihraklar? Sen orada nesin peki, senin pozisyonun ne? Erdoğan ve şürekâsının tek hedefi vardır. İnsanımızı fakirleştirmek. Lira ne kadar pul haline gelirse Erdoğan o kadar memnun oluyor. Çünkü dolar baronlarına hizmet ediyor. Bunlar gayri millidir. Destekleyenler de gayri millidir.”

“Türkiye’yi çok fakir yapacaklar. Dışarıdan bol para gelecekmiş. Satın alacaklar. Beyefendi sen kendine Londra’da, New York’ta mı yer yaptın? Senin nerelerde, ne yaptığını ben gayet biliyorum. Dünyalıklarını yaptığını, dolarlarını, Man Adası’nı biliyorum. Bu milletin aklını korumak benim görevimdir. Sen Türkiye’yi birilerine peşkeş çekiyorsun, biz buna isyan ediyoruz. Yaptığı tam bir delilik, tam bir saçmalık, tam bir zırvalıktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün birikimlerini değersizleştireceksin. Yabancılar gelecek ‘nasıl satarız bunları’ diye. Satmaktan bıkmadın mı? Bu ülkenin onuru var, parası var. Onu bile sattın, peşkeş çektin.”

“Bu yangından Türkiye’yi çıkarmak bizim temel görevimizdir. Buradan nasıl çıkarız? Sorunu aşmanın yolu siyasettir. Demokratik yollarla aşacağız. Milletin iradesine başvurarak. Sağ sola kaçmanın gereği yok. Yönetemiyorsun. Getir sandığı kardeşim ya, milletin iradesini karşılayalım. Erken seçim talebi sadece benim ve partimizin talebi değil. Buradan çıktı artık. Milletin talebidir. Milletimizle beraber omuz omuza bu işin üstesinden geleceğiz. 4 Aralık Cumartesi günü Mersinlilerleyiz. İşçisiyle, memuruyla, çiftçisiyle, kamyon şoförüyle, herkesle buluşacağız. Talebi göreceksiniz, herkes erken seçim istiyor.”

alibabacan3.jpgalibabacan3.jpg

İSTANBUL’UN ACISI TAZE SEÇİMDEN KORKUYORLAR

İktidarın erken seçimden korktuğuna dikkat çeken Babacan ‘ekonomik kurtuluş savaşı’ ifadesi üzerinden Erdoğan’a yüklendi: Dünyada bizim yaşadığımız nitelikte bir kriz yok. Olan biten sadece burada. Çünkü olan bitenin faili Beştepe’de.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, haftalık değerlendirme toplantısında ekonomide kara tablo hakkında konuştu. İktidarın akıl tutulması yaşadığını ifade eden Babacan “Tüm ülkeyi topyekûn yoksullaştırmak pahasına akıl dışı bir ekonomik deneye kalkışmış durumdalar. Anlaşılan iktidar, ülkeyi ‘mutlak yoksullar’ ve ‘kendi etrafındaki zenginler’ olarak iki gruba ayırmaya kararlı” dedi.

İktidarın ‘yeni ekonomik modele’ ilişkin söylemine tepki gösteren Babacan, şunları söyledi:

“Kendisine bağlı medyasıyla Erdoğan ‘ekonomik kurtuluş savaşı’ diye bir şey uydurdu. Hangi Kurtuluş Savaşı? Olan biten, sadece, hükûmetin ekonomideki, dış politikadaki, hukuktaki yanlışlarının bedelini bu millete ödetmesinden ibarettir. Merkez Bankası’na faizi indirsin talimatını ‘nas’ ile verdi. Kutsal kitabın sayfalarını mızrak ucuna takıp savaşanlar gibi mi anılmak istiyorlar? Madem faiz kötü, niye sıfırlamıyorlar? Maksatları, dinimizin kutsallarını günlük siyasete alet etmek. Dün bazı küçük eylemler yapıldığını gördüm. İktidar medyası ve vekilleri bazı dar çevrelerin düzenlediği bu eylemleri sanki büyük bir saldırı varmış, ülke güvenliği tehdit altındaymış gibi abarttı. Kendinize gelin. Savaş yok, ayaklanma yok, şiddet yok, saldırı yok. Erdoğan ‘Tüm dünyada kriz var’ diyerek, şu anda Türkiye’de yaşanılanları mazur göstermeye çalışıyor. Dünyada bizim yaşadığımız nitelikte bir kriz falan yok. Olan biten sadece burada, Türkiye’de. Çünkü olan bitenin faili Beştepe’de.”

Krizden çıkışa dönük önerilerini sıralayan Babacan “Merkez Bankası yasası değiştirilerek tam bağımsız hâle getirilmelidir. Varlık Fonu ve ne işlev gördüğü belli olmayan kurullar kapatılmalıdır. Stratejik planlama ve koordinasyondan sorumlu yeni bir kurum kurulmalıdır. Asgari ücret; memur, işçi ve emekli maaşları, geçmiş kayıplar, gıda enflasyonu ve dar gelirli kesimlerin tükettiği mal sepetindeki fiyat artışları dikkate alınarak yükseltilmelidir. Gübre, tohum, ilaç, mazot, yem başta olmak üzere girdilerdeki artışları dengeleyecek ve çiftçilerimizi koruyacak özel destek programı oluşturulmalı. Dar gelirli kesimleri gıda, elektrik, doğal gaz, kömür ve benzeri temel ihtiyaç maddelerindeki enflasyona karşı koruyacak özel bir destek programı oluşturulmalıdır” dedi.

Babacan, erken seçim hakkında ise “İstanbul’u kaybetmelerinin acısı hala taze. Erken seçimden korkuyorlar. Erken seçim yok dedikten sonra çok seçime gidildi. İktidarın küçük ortağı aniden bir gün erken seçim gerekiyor derse Erdoğan’ın bunu engellemek için bir aritmetiği yok” diye konuştu.

‘HATAYA DEVAM’ MUHALEFETE TEHDİT

Türk lirasının rekor düzeyde değer yitirmesi Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir ve Kocaeli gibi şehirlerde protestolara yol açtı. Sokağa çıkanlar “hükümet istifa” sloganı attı.

Sokak aralarında polis müdahalesi gerçekleşti, Taksim Meydanı’na bariyerler konuldu. ‘Ekonomik makas değişimindeki’ iktidar ise ucuz TL ile ihracatı artırmayı hedeflediği politikanın arkasında. Son olarak AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı “Ülkemizi faiz kuşatmasıyla zora sokmak isteyenler, düşük faiz politikasına karşı döviz kurunu rasyonellik dışında araçsallaştırmaya çalışmakla asla sonuç alamazlar, alamayacaklardır. Bu kararlı duruştan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Erdoğan’ın başdanışmanlarından Oktay Saral, muhalefeti tepki çeken sözlerle hedef aldı. Saral “Bilumum muhalefet; Hepinizin canı cehenneme. Siz asla ve kat’a bu ülkeye ait değilsiniz ve olamazsınız. Bu kadar mı ülkesinin bekasına kastedilir. Siz hükümete değil ülkeye muhalefet ediyorsunuz, yazıklar olsun. Siz mi ülkeyi yönetmeyi talipsiniz. Hadi oradan müptezeller” paylaşımı yaptı.

AK Parti Genel Merkez Gençlik Kolları Genel Başkan Danışmanı Yusuf Özoğul da “Sokağa dökülen hadsizlere 15 Temmuz’u hatırlatırım. Cumhurbaşkanımız Erdoğan‘ın bir kelimesine bakar sokakların dolması haddinizi bilin” ifadelerinin yer aldığı paylaşımı sildi. SP lideri Karamollaoğlu “Hiç sıkılmadan utanmadan kendini tarif etmiş. Kendisinin müptezel olduğunu ilan ediyor. İnsan utanır.

Cumhurbaşkanı’nın yapması gereken ilk iş böyle kendisini tarif eden insanları uzaklaştırması” dedi.

271 HESABA İNCELEME

Emniyet Genel Müdürlüğü, dolar artışıyla ilgili sosyal medyadan paylaşım yapan 271 hesap hakkında yasal işlemler başlatıldığını duyurdu. Açıklamada “Döviz kurlarında gerçekleşen dalgalanmaları manipüle ederek, halkı kin ve düşmanlığa sevk eden, cebir ve şiddet kullanmak için halkı sokağa çağıran içeriklerin yanı sıra manipülatif ve dezenformasyon niteliğinde paylaşımlarda bulunduğu değerlendirilen 271 hesap ile ilgili çalışma yapılarak tespit edilen şahıslar hakkında gerekli yasal işlemler başlatılmıştır” denildi.

Karar