Görüş ve Düşünce Taşgetiren: İmralı'yı siyasi bir aparat haline getirmesini yadırgıyorum



ID:83140
Yayınlanma:
14 Oca 22

KARAR yazarları Ahmet Taşgetiren ve Mehmet Ocaktan KARAR TV'de Cumhurbaşkanının 'Edirne'deki en büyük hesabı İmralı'dakine verecek' sözlerinden, üniversite öğrencisi Enes Kara'nın hayatına son vermesiyle başlayan cemaat, tarikat yurtları tartışmasına kadar gündemin öne çıkan konu başlıklarını değerlendirdi.

KARAR yazarları Ahmet Taşgetiren ve Mehmet Ocaktan KARAR TV'de gündemin öne çıkan başlıklarını değerlendirdi. Cumhurbaşkanının 'Edirne'deki en büyük hesabı İmralı'dakine verecek' sözlerine değinen Taşgetiren, ''Sayın Cumhurbaşkanının İmralı'yı devreye sokup siyasi bir araç bir aparat haline getirmesini yadırgıyorum. Dün terörist, bebek katili bugün sizin sakıncalı gördüğünüz bir adamı dövecek aktör olmaz, bu çok yanlış'' dedi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, Demirtaş ve Öcalan’ı kastederek, “Edirne’deki en büyük hesabı İmralı’dakine verecek” dedi. Erdoğan'ın sözlerini değerlendiren Taşgetiren, ''Benim anladığım Sayın Cumhurbaşkanı İmralı'nın tavrını önemsiyor ve orayla bir iletişimi var bu önemli altı çizilmeli. İmralı'nın Demirtaş'a kızgın olduğu izlenimi veriliyor. İmralı'nın hesap sormasını önemsiyorlar hatta bir hesap sorsun beklentisi var. 23 haziran 2019 seçimlerinden önce Öcalan'dan getirilen mektupta, HDP'nin tarafsız kalması telkini vardı. Bu HDP'ye oy veren kitlenin Millet İttifakı adayını desteklemesini önleme amacı taşıyordu. Öcalan Kürt oylarını tarafsız alan dediği yerde bloke etsin oraya kaymasındı. Bu mektup seçimler öncesi kullanıldı. Herkes biliyor ki İmralı'ya gidişte devletin izniyle oldu. O zaman böyle bir operasyon yapıldı. Şimdi de siyasi bir yapılanma var. HDP oyları nereye gidecek Cumhur İttifakı'nda MHP olduğu için buraya gitme imkanı yok. İstiyor ki bu oylar karşı bloka da gitmesin hiç olmazsa bağımsız kalsın. Demirtaş'ı cezaevinde tutmuş, HDP'li belediyelere kayyum atanmış, yöneticiler içerde bu durumda bir tepki var. Sayın Cumhurbaşkanının İmralı'yı devreye sokup siyasi bir araç bir aparat haline getirmesini yadırgıyorum. Dün terörist, bebek katili bugün sizin sakıncalı gördüğünüz bir adamı dövecek aktör olmaz, bu çok yanlış'' ifadelerini kullandı.

Konu üzerine Ocaktan da, ''Buradan anladığımız Selahattin Demirtaş, İmralı'ya hesap verecek bir yargıdan mı söz ediyoruz. Eğer bir yargı olacaksa bunu Türk Yargısı sorar. Neyin hesabını soracak, bir suç varsa onu zaten yargı soracaktır. Demek ki siyasi bir hesap soracak. 23 Haziran seçimleri öncesinde de mektubu getirildi, TRT'de okundu. Kardeşi çıktı konuştu. O zaman Öcalan'ın tavsiyelerine Kürtler uymadı. Okuduğumuz zaman yorumladığımızda, Öcalan ve dağ kadrosunun, Kürtlere tarafsız kalınması yönündeki tavsiyelerinden, bütün bu çabalardan sonuç çıkmadı. Cumhur İttifakına destek gelemedi. İmralı'nın da Kandil'in de Demirtaş'a karşı sonucu çıkıyor bundan. Bunu anlamak zor. Buna terörle mücadele açısından baktığımızda bu güne kadar yapılan şuydu, Terörü geriletmek için siyasi alanı güçlendirmemiz lazım. Siyasi alanı güçlendirelim ki terörün elli zayıflasındı. Yıllardır yapılmak istenen buydu'' dedi.

ENES'İN ORTAYA KOYDUĞU ACI HEPİMİZ İÇİN BİR UYARI OLMALI

Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara, bıraktığı yazılı ve video mesajından sonra hayatına son verdi. Kara’nın kaydettiği videodaki ‘Aile baskısıyla cemaat yurdunda kaldım’ sözleri cemaat yurtları tartışmasını da beraberinde getirdi.

Daha önce de bir yurtta yangın çıktığını hatırlatan Ocaktan, ''Asıl dindar muhafazakar kesimlerin böyle olaylar olduğunda bunu temizlemeliyiz diye daha ilk o gün net bir tavır konması gerekiyor. Bir takım hataları halının altına süpürerek çözmeyiz, yol alamayız diye ciddi bir tavır konmadı. Ne gerçekten dindar kesimden ne de iktidardan bu işleri temizleyelim diye anlayış zihniyet gelişmedi. İktidara da genelde bu işlere popülizm yönünden baktıkları için aman bir şey söylersek oy kaybederiz kaygısıyla doğru hareket edemiyorlar'' dedi. Ocaktan sözlerine şöyle devam etti:

''Bir genç insanın acısıyla birlikte esas Türkiye'de eğitim meselesine temelden bakılması gerekirken yine tartışmalar siyasetler üzerinden cemaatler, tarikatler tartışmasına döndü. Bu konuda alabildiğine acımasız tartışmalar yapılıyor. Mesele sadece cemaat tarikat meselesi değil. Dünyanın her yerinde farklı unsurlarda tarikatlar cemaatler her zaman vardır biz istesek de istemesek de var olmaya devam edecektir. Önemli olan hem o yapıların kendi iç dinamikleri hem de devletin eğitime bir yaklaşımı, kuralları olmalı, meseleyi sadece merdiven altı anlayışıyla bir yerlere emanet ederseniz hiçbir denetim kontrol mekanizması olmazsa sonuçta hem gençlerimiz heba olur hem de bu işleri asla çözemeyiz. Ne insanlara sol doğmatik başka bir anlayışı dayatalım ne de dini anlamda bir dindarlık bilincinden ziyade herhangi bir yapıyı dayatalım''

Konun hemen siyasetle bağlantılı hale geldiğini belirten Taşgetiren de, ''Belki Enes'in çığlığını gençlerin problemleri boyutunda bakmak gerekir Türkiye buradan kazanır. Enes bir tıp talebesi bir çok öğrencinin hedefinde olan bir bölüm. Bence bir gençlik problemi var ve buna bakmak lazım. Genelde psikolojik problemler artmış durumda, gençliğin iç daralması daha fazla, ev genci diye tanım çıktı, işsiz bir gençlikten bahsediyoruz. İşsizlik okumuş gençler arasında çok yüksek oranda, bütün bu süreçlerinin içinde yarın ben nasıl iş bulacağım diye tedirginlik hissediyor. Burada eğitim süreçlerinin getirdiği bir durumda var. Enes kendini tıp eğitimin süreçlerini kendi için dayanılmaz gibi görüyoruz. Bu boyutu var, biz aileler olarak çocuklarımızın eğitim yollarını belirlerken onların kapasitelerine dikkat ediyor muyuz ruh hallerini dikkate alıyor muyuz bu noktada bir özeleştiri de gelmeli'' dedi.

Taşgetiren sözlerine şunları ekledi:

''Dindar anne babaların çocuklarının da dindar olmasını istemesi kadar doğal bir şey olamaz. Bu tüm dinler için söz konusu. Hristiyan duyarlılığı olan bir anne baba da çocuğunun Hristiyan duyarlılığıyla yetişmesini ister. Müslüman bir anne babanın böyle bir hassasiyette olması son derece tabii ama gençlerimizin tüm dünya kültürlerinin üzerine abandığı bir havayı soluduğunu da bilmek lazım. Bunların getirdiği etkileri de bilmek lazım. Çocuk her şeye ulaşıyor. Bir anne baba başka şehirde üniversiteyi kazanan çocuğunun nerede barınacağını, nasıl bir arkadaş çevresi olacağını, okulunun nasıl bir iklim olduğunu dert edinir. Eğer bağlı olduğu dini bir topluluk varsa bunun adı tarikat cemaat her neyse buralarda barınmasını isteyebilir. Genç insan o evde aradığını buldu ya da bulamadı, üniversite hayatıyla o evin hayatının uyum sağlayıp sağlamaması kafasını karıştırabilir. Bu işler insanla ilgili ve kendi çocuğunuzda olsa kalıplayamazsınız.''

Taşgetiren son olarak, ''İyi niyetle kurulan cemaat, tarikat, vakıf bu iş sağlıklı gitmesi için problemleri görmelidir. Açtığımız evlerde yurtlarda ne oluyor hayra mı hizmet ediyoruz başka bir şeye mı bakmak lazım. yoksa Enes'in ortaya koyduğu acının hepimiz için bir uyarı olması gerekiyor. Bu dersi almazsak başka açılarla karşılaşırız, sarsılırız ve bu şekilde olmaz. Bundan etkilenenler var. Oturup cümle cümle düşünmek lazım. Babaların, annelerin, devletin, milli eğitimin cemaat tarikat vakıf yöneticilerinin düşünmesi gerekiyor. Benim yönettiğim yurtta böyle şeyler yaşanmasın diye dert edinmesi gerekir'' ifadelerini kullandı.