Fikir ve Analiz ABD'nin aç kurtları / Dr. Barış Adıbelli



ID:83512
Yayınlanma:
26 Oca 22

"Avrupa’da çıkacak bir savaş ABD’nin küresel ve liderlik konumunu güçlendirdiği gibi Amerikan ekonomisinin amiral gemisi olan silah endüstrisini de zenginleştirecektir. 20. yüzyılda yaşanan savaşların tek kazananı ABD ve Amerikan silah endüstrisidir. Bu silah endüstrisi öyle bir endüstri ki savaşan tarafların her birine silah satarak büyük kârlar kazanmıştır. Bu nedenle ABD, savaşı aynı zamanda kârlı bir ticaret olarak da görmektedir. Epeyden beri büyük bir savaş olmaması nedeniyle aç kalan Amerikan silah endüstrisi şimdilerde aç kurtlar gibi Asya’dan Avrupa’ya her yere saldırıyorlar. "

krayna krizinde gün geçmiyor ki yeni bir gelişme olmasın. Pazartesi günü ABD ve NATO Doğu Avrupa'ya ek askeri güç gönderme kararı verdi ve ABD, bu bağlamda 8500 askerini teyakkuz haline geçirdi. ABD ile beraber NATO da askeri gücünü hazır konumuna geçirdi. Tüm bu hazırlıklar uzun süreden beri Rusya'nın Ukrayna'yı işgal edeceği iddiaları üzerine gerçekleştiriliyor, her ne kadar Rusya hemen her fırsatta, her ortamda Ukrayna'yı işgal gibi bir planın olmadığını söylese de bir türlü ABD, NATO ve Ukrayna’yı ikna edebilmiş değil. 

Avrupa'nın diğer önemli aktörü Avrupa Birliği'nde ise hala Kafalar karışık adeta ikiye ayrılmış durumda. Özellikle, eski Sovyet ülkeleri olan AB üyeleri Rusya ile çatışmaya hazırlar. Bu ülkeler,  Ukrayna meselesini adeta geçmişteki Sovyet esaretinin bir rövanşı ve bir hesaplaşması olarak görüyorlar. Öbür tarafta ise 2003’te Irak'ın işgali sürecinde eski ABD Savunma Bakanı Rumsfeld’in eski Avrupa olarak adlandırdığı Fransa ve Almanya'nın başını çektiği ülkeler ise Rusya ile bir savaşa sıcak bakmıyorlar. Aslında bu grup Irak’ın işgalinde de ABD’yi destekleme konusunda  gönülsüzdü. Bu süreçte İngiltere'nin durumu oldukça dikkat çekicidir. İngiltere, zaman zaman Rusya ile olası bir çatışmaya karşı olsa da zaman zaman ABD'ye verdiği destekle de öne çıkıyor. Son gelişmelere bakıldığında ise İngiltere'nin askeri ekipman göndermeye başladığı  görülmektedir. Bu da şu iddiaları gündeme getiriyor: İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın üzerindeki istifa baskısını kaldırmak ve iç politikadaki gündemi değiştirmek adına Ukrayna krizine İngiltere'yi dahil etmeye çalışıyor.

Aslında, çok da dillendirilmese de benzer bir iddia ABD Başkanı Biden için de geçerli. Biden’ın son dönemde ABD’de  iç politikada sıkışmış olması, özellikle büyük bir umutla, tarihin en yüksek oyuyla seçilmiş olmasına rağmen gerek içerde gerekse dışarıda uyguladığı politikalarla hayal kırıklığı yaratmış ve daha bir yılını doldurmadan Amerikan halkının ve medyasının desteğini kaybetmiş olması, bunun yanında Afganistan fiyaskosu Biden’ın siyasi açıdan zor günler yaşamasına neden olmuştur. Şimdi, Biden, bu sıkışmışlıktan kurtulma adına içeride kongrenin işgali üzerinden demokrasi düşmanlarına karşı destek kazanma arayışındayken, dışarıda da Ukrayna krizi üzerinden eski düşmanlıkları canlandırarak Rusya ile yeni bir “Soğuk Savaş fantezisi” yaratmaya çalışıyor.   Böylece, Amerikan kamuoyunun dikkatini yaşından, sağlık sorunlarından, gaflarından ve başarısız politikalarından içerdeki ve dışarıdaki düşmanların üzerine çekmek istiyor.

Aslında NATO da benzer bir fantezi arayışı içerisindedir. Ukrayna krizi sürecinde NATO Soğuk Savaş’ın bitiminden bu tarafa hiç olmadığı kadar Avrupa için en azından Avrupa'nın bir kısmı için çok önemli hale gelmiş durumdadır. Her ne kadar Ukrayna NATO üyesi olmasa da Ukrayna'nın etrafındaki ve Rusya'nın yakınındaki NATO üyesi ülkelerin güvenliğini sağlama adına NATO hazır durumda bekliyor.

ABD ve NATO, Rusya'yı askeri açıdan tehdit etse de Rusya'ya askeri açıdan gözdağı verse de Avrupa Birliği de Rusya'yı ekonomik olarak tehdit ediyor. Ancak bu tabloda büyük bir çelişki de göze batmıyor değil: Kışın çok ağır ve zor geçtiği şu günlerde Avrupa'nın en önemli enerji tedarikçisi olan Rusya'yı tehdit etmek Avrupa’nın enerji güvenliği açısından bariz bir intihar anlamına da geliyor. 

Tüm bu gelişmeleri Rusya dikkatle izliyor. Zaman zaman sert yanıt verse de Rusya hâlâ diplomasisinin bir şansı olduğuna inanıyor. Buna karşın ABD ısrarla diplomasi kapısının açılmasını istemiyor. Çünkü ABD ve NATO, bir oldu bitti ile Rusya’ya geri adım attırmak istiyor.

ABD, tehdit ve gözdağı ile bu işi kendi lehine çözme arayışı içerisinde; ancak tüm bu süreç içerisinde hangi tarafın geri adım atacağı ise belirsizliğini koruyor. Eğer ABD ve NATO hiçbir güç kullanmadan tehditlerle Rusya'yı geri adım atmasını sağlarlarsa, bu ABD ve NATO'nun uluslararası politikada ağırlığının, saygınlığının ve etkinliğinin artması anlamına gelecek. Aksine, ABD ve NATO Rusya karşısında geri adım atarsa, bu defa dünyanın yeni askeri gücü Rusya olarak ön plana çıkacak ki bu Rusya'ya hem Avrupa'da bir etki kazandıracak hem de dünyanın geri kalanında Rusya'nın konumunu güçlendirecek, ABD veya NATO ile sorun yaşayan tüm uluslar ve devletler Rusya'nın etrafında kümelenecek. Üçüncü bir seçenek ise her iki tarafın da  sessiz sedasız kendi köşelerine çekilmesi ve statükoyu üstü kapalı bir şekilde kabul etmesi olacaktır.

Sonuç olarak Avrupa’da çıkacak bir savaş ABD’nin küresel ve liderlik konumunu güçlendirdiği gibi Amerikan ekonomisinin amiral gemisi olan silah endüstrisini de zenginleştirecektir. 20. yüzyılda yaşanan savaşların tek kazananı ABD ve Amerikan silah endüstrisidir. Bu silah endüstrisi öyle bir endüstri ki savaşan tarafların her birine silah satarak büyük kârlar kazanmıştır. Bu nedenle ABD, savaşı aynı zamanda kârlı bir ticaret olarak da görmektedir. Epeyden beri büyük bir savaş olmaması nedeniyle aç kalan Amerikan silah endüstrisi şimdilerde aç kurtlar gibi Asya’dan Avrupa’ya her yere saldırıyorlar. Dolaysıyla, bu aç kurtlar karınlarını doyurmadığı sürece savaş her zaman dünya gündeminde olacak.

Barış Adıbelli/Veryansın