Ekonomi Çarklar yoksulu öğütüyor



ID:86914
Yayınlanma:
07 Haz 22

Ekonomi politikalarının milyonları ezdiği gerçeğini Hazine Bakanı ‘Bu sistemden üretici ve ihracatçı kâr ediyor, dar gelirliler hariç’ sözleriyle teyit etti. Çalışanların toplam gelirdeki payı azaldı. Kur koruması dolara rekor kırdırırken sırtındaki yükü artan millet fakirlik sarmalına girdi. Atılan adımlar yalnızca büyük şirketler ve bankaların kâr ettiği bir sonuç ortaya çıkardı.

TL’deki erime ve enflasyondaki tırmanış doktorun, mühendisin de aralarında bulunduğu 16 milyon çalışanın ortalama gelirini 6 bin liraya geriletti. Çalışanların toplam gelirden aldığı pay dibe vurdu. 2016 yılının ilk çeyreğine göre bir işi olan kesim yüzde 30 fakirleşti. Kuru frenlesin diye başlatılan Dövize Endeksli Mevduat’ta Hazine ve MB’nin faiz yükü artarken dolar bu yılın zirvesine çıktı. Bankalardaki TL mevduatı geriledi, dolar hesaplarının payı yüzde 72’yi buldu.

Dövizdeki tırmanışın etkisiyle arkası kesilmeyen zamlar toplumun geniş bir kesimini fakirleştirdi. MB raporunda da yıllık enflasyondaki artışın alt gruplar geneline yayıldığına yer verildi. Hazine Bakanı Nebati’nin “Bu sistemden dar gelirliler hariç üretici firmalar, ihracatçılar kâr ediyor. Çarklar dönüyor” sözleri ise izlenen sistemin yanlışlığının altını çizdi. Gelinen noktada oluşan tablo yine üst gelir grubunun ‘fonlandığı’ yapıyı gösterdi.

ÇARKLAR FAKİRLEŞME İÇİN DÖNÜYOR

Ekonomi yönetiminin aldığı kararlar, milyonlarca çalışanı fakirleştirmeye devam ediyor. TÜİK’e göre bile enflasyonu patlatması sonrasında sabit gelirli her gün kaybediyor. Zenginin daha zengin olduğu sistemde, çalışanların da toplam gelirden aldığı pay azaldı. Kur koruması, yap-işlet-devret modeliyle verilen garantiler ve bankaların kârı gerçek tabloyu gün yüzüne çıkartıyor. Maliye Bakanı Nebati’nin ‘Bu sistemden üretici ve ihracatçı kâr ediyor, dar gelirliler hariç’ sözleri de gerçeği ortaya koyuyor.

Türkiye ekonomisinde son dönemlerde yaşanan gelişmeler orta sınıfı yok etti. Birçok analist ve ekonomistlerin de aktardığı gibi zengin daha zengin fakir daha fakir oldu. Özellikle yaşanan enflasyonla birlikte çalışan neredeyse artan rekor asgari ücrete rağmen fakirleşiyor. Ekonomi yönetiminin aldığı kararlarla fakirleşen milyonların gerçeğini Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati de dile getirdi. AK Parti’nin Kızılcahamam kampında sunum yapan Nebati “Dövizi düşürmek için yüksek faiz artışı yapabilirdik. Ama o zaman üretim bundan olumsuz etkilenirdi. Biz bir yol ayrımına gittik. Enflasyonla birlikte büyümeyi tercih ettik. Yoksa enflasyonu düşürmek için çok sert tedbirler alabilirdik. Yüksek faiz artışı yapardık. O zaman üretim dururdu. Kur korumalı TL’ye geçerek bir yandan doları frenledik. Diğer yandan üretimi ve büyümeyi tercih ettik. Bu sistemden dar gelirliler hariç üretici firmalar, ihracatçılar kâr ediyorlar. Çarklar dönüyor. Büyümeyi tercih ettiğimiz için büyüme rakamları iyi geliyor, büyüme istihdama da olumlu olarak yansıyor. Ama biz dar gelirli vatandaşlarımıza yönelik gelirlerini arttırıcı düzenlemeler yapıyoruz. Böylece onları enflasyonun karşısında korumaya çalışıyoruz” dedi. Çarkların çalışanı ezdiği sistemde, Hükümet’in yap-işlet-devret modelli garantili köprü ve otoyollara, kuru dengelemek için kur korumalı mevduat sistemine verilen Hazine garantileri yaklaşık 30 milyon çalışanın cebinden çıkıyor. Sistem artık ‘fakirden alıp zengine vermek’ şekline dönerken, Hazine’den yapılan her 1 lira daha üçüncü ayda enflasyon altında ezilen asgari ücretlinin cebinden ödenmiş oluyor. Çalışanların toplam gelirdeki payı azaldı. Kur koruması dolara rekor kırdırırken sırtındaki yükü artan millet fakirlik sarmalına girdi. Atılan adımlar yalnızca büyük şirketler ve bankaların kâr ettiği bir sonuç ortaya çıkardı.

‘ALIM GÜCÜNÜ ARTTIRMAK İÇİN ÇABA SARF EDİYORUZ’

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, sabit gelirli vatandaşların gelir düzeyini artırmak, refah seviyesini yükseltmek ve bu doğrultuda gerekli uygulamalarla tedbirleri ivedi bir şekilde hayata geçirmek için çabaladıklarını belirtti. Nebati, sosyal medya hesabından şu açıklamaları yaptı: “Ekonomi politikalarımızın esası; yatırım, üretim, ihracat ve istihdam odaklı büyümeyi sağlamak, yüksek katma değerli üretimi teşvik ederek ürettikçe büyümek ve büyümenin getirilerini toplumun tüm kesimlerine yansıtmaktır. Ekonomi politikalarımızın tasarlanma aşamasında asla göz ardı etmediğimiz temel konulardan biri de dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın gelir düzeyini artırmak, refah seviyesini yükseltmek ve bu doğrultuda gerekli uygulamalarla tedbirleri ivedi bir şekilde hayata geçirmektir. Bu kapsamda, dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızı korumak amacıyla sosyal desteklerden vergi indirimlerine, tarımsal desteklerden enerji sübvansiyonlarına kadar gerekli tüm tedbirleri alarak vatandaşlarımızın gelir düzeyini ve refah seviyesini korumayı önceliklendirdik. Uyguladığımız politikalar ile artan enflasyon karşısında özellikle gelir seviyesi düşük vatandaşlarımızın alım gücünü korumak için yoğun çaba sarf ediyoruz.”

ÇALIŞANLAR YÜZDE 31 KAYBETTİ

Veriler çalışanların gelirlerinin eridiğini açıkça ortaya koyuyor. 2016 yılının ilk çeyreğine göre, 2022’de çalışan kesim yüzde 30,6 fakirleşti. 2016 yılının ilk çeyreğinde, yaklaşık 26.3 milyon çalışan vardı. Bunun GSYH geliri 628 milyar 838 milyon lira olarak gerçekleşmişti. Bunun işgücü ödemesi de 202 milyar olduğu görüldü. İşgücü payının yüzde 32 olduğu görülürken, kişi başına ücrette 2 bin 556 lira oldu. 2022’nin aynı döneminde de çalışan sayısı neredeyse 30 milyon kişiye yaklaştı. İşgücü payı yüzde 24,6’ya çıkarken, kişi başına ücret 7 bin 487 liraya yükseldi. Fakat 2016’ya göre, değerlendirildiğinde 660 milyar 792 milyon lira olan işgücü ödemesinin 863 milyar liranın üzerine çıkması gerekiyordu. Bu tablo karşısında alınması gereken ortalama ücret 9 bin 779 lira olacaktı. Böylece çalışan kesimin yüzde 31’e yakın fakirleştiği görüldü.

KAZANAN YİNE PATRONLAR VE ZENGİNLER

Tüketicilerin son dönemde yaşanan olaylar sonrasında alım gücü artık yok oldu. Patronlar artan maliyetlerine her gün zam yaparken, çalışanlarını çok da düşünmüyor. Artan enflasyondan ve zamları aynı şekilde kalemlerine de yansıtan şirketlerin karlılığı en kötü aynı kalırken asgari ücretin biraz üzerinde çalışan işçi ay sonunu göremiyor. Bu süreç aynı zamanda zengini daha zengin yaptı. İSO verilerine göre bile 500 listesinde bulunan şirketlerin karları yüzde 150 arttı. Yap-işlet-devret modeliyle gerçekleşen yol, köprü ve tünellerden sadece zengin kesim geçebiliyor. Bu modelle verilen garantilerin ödemesi de direk Hazine’den gerçekleşiyor. Böylece kötü politikanın faturasını 80 milyon ödüyor. Özellikle akaryakıta gelen peş peşe zamlar en az tüketim yapan otomobilin maliyetini bile kilometre başına 2 liraya çıkardı.

YÜKSEK GELİRLİYE KKM’DEN 130 MİLYAR TL

Aralık 2021’de gerçekleşen kur krizi sonrasında ortaya çıkan kur korumalı mevduat sistemi de fakirden zengine veren sisteme dönüştü. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) haftalık bülteninde yer alan bilgilere göre KKM ve katılma hesapları 874,8 milyar TL’den 904,1 milyar TL’ye çıktı. Gelecek Partili Serkan Özcan ise “Biz KKM’nin maliyeti 130 milyar TL’ye ulaştı diyoruz. Size göre bu kur seviyesinden toplam maliyet ne? Yarın sabah vazgeçseniz KKM’den ne kadar ödeyeceksiniz? KKM’ye hangi kur seviyesinden ne kadar giriş oldu? Neden ısrarla sadece bütçeye yansımış olan maliyeti veriyorsunuz?” yorumunu yaptı. Böylece 130 milyar liranın maliyetini Merkez Bankası ve Hazine’nin ödemesi de çalışanın cebinden çıkacak bir sistem.

100 LİRANIN 72 LİRASI DÖVİZE ENDEKSLİ

Dünya’nın dünkü haberi de gerçeği ortaya koydu. Türkiye’de bankalarda duran her 100 liranın 72 lirası ya doğrudan döviz ya da dövize endeksli. Üstelik bu paranın dövize endeksli bölümüne ya Merkez Bankası’nın ya da Hazine’nin doğrudan garantisi de var. Dolayısıyla doların fiyatındaki her 1 liralık artışın kamuya maliyeti 55-60 lirayı buluyor. Türkiye Aralık ayı sonunda Dövize Endeksli Mevduat uygulamasını başlattığında döviz mevduatın toplam mevduat içindeki payı yüzde 62’ydi ve hedefin “liralaşmak” yani bu döviz mevduatının azalmasını sağlamak olduğu ilan edilmişti. O günden bu güne sınırlı bir azalma oldu, toplam mevduat içinde doğrudan döviz mevduatının oranı yüzde 58’e indi. Ama hem bu dövizden bozulan yüzde 4 hem de üzerine o tarihe kadar TL’de duran yüzde 10’luk mevduat daha eklendi ve KKM ortaya çıktı. Şimdi Türkiye’de bankalarda duran her 100 liranın 72 lirası ya doğrudan ya da KKM aracılığıyla dövizin fiyatına endeksli.

‘GELİR DAĞILIMINI İYİCE BOZAN BİR UYGULAMA’

Ekonomist Mahfi Eğilmez de kendi bloğunda KKM ile ilgili yeni bir yazı kaleme aldı. Eğilmez “Kur Korumalı Vadeli TL hesabı; döviz, altın ve TL birikimlerinin bankaların sunduğu faiz oranlarıyla ve hesabın açılış tarihiyle vade tarihi arasında oluşacak kur değişiminin faize eklenmesiyle açılan bir vadeli mevduat hesabıdır. Bu hesapla vade boyunca mevduat faizi getirisi elde edilmesine ek olarak vade sonu mevduat faizi getirisinin o dönemde ortaya çıkacak kur farkı üzerinden hesaplanan tutardan düşük olması halinde aradaki farkın Türk Lirası olarak hesaba yansıtılması şeklinde uygulanıyor. Geçen yılın son ayında piyasaya sunulan kur korumalı mevduat hesabı yabancı para mevduatlarının TL mevduata çevrilmesi amacıyla yola çıksa da TL hesaplarının da kur korumalı mevduata dönüşmesine izin verilmesiyle farklı bir kapsama oturmuş oldu. Buradaki kritik nokta kur korumalı mevduat hesaplarının yabancı para mevduat olarak mı yoksa TL mevduat olarak mı kabul edileceği meselesidir. Kur korumalı mevduat bir çeşit yabancı paraya endeksleme uygulaması altında olduğu için yabancı para olarak kabul edilmesi doğru yaklaşımdır. Kur korumalı mevduat uygulaması, dolarizasyonu azaltmak bir yana artırmış, yanı sıra bütçeye gereksiz yükler yüklemiş ve gelir dağılımını daha da bozmuş bir uygulama olarak tarihe geçecek gibi görünüyor.”

TL’NİN REEL DEĞERİ MAYISTA GERİLEDİ

Dolar ve euro kuru yeni haftaya yükselişle başladı. Geçen haftayı 16.42’den kapatan USD/TRY, dün 16.60’a çıkarak 20 Aralık sonrası en yüksek seviyeyi gördü. EUR/TRY de 17.80’in üzerini test etti. Bu seviye, 2022’nin ilk 6 ayında görülen en yüksek seviye oldu. Böyle TL kur karşısında yıl başından bu yana yüzde 25’e yakın kaybetti. Son bir aylık kayıp ise yüzde 10’u aştı. 2003=100 bazlı reel efektif döviz kuru endeksi, TÜFE bazında mayısta bir önceki aya kıyasla 1,21 puan azalarak 55,62’ye indi. Endeks, nisanda 56,83 düzeyinde bulunuyordu. Bu dönemde Yİ-ÜFE bazında reel efektif döviz kuru endeksi ise 2,23 puan artışla 80,92’den 83,15’e yükseldi. Türk lirasının değeri, mayısta 2021’in aynı ayına göre TÜFE bazında 4,17 puan azalırken, Yİ-ÜFE bazında ise 8,31 puan arttı.

MERKEZ BANKASI: ENFLASYON GENELE YAYILDI

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), geçen hafta aylık bazda yüzde 3,53 artışla yıllık yüzde 73,5 seviyesine yükselen enflasyon sonuçlarına ilişkin ‘Aylık Fiyat Gelişmeleri raporunu yayımladı. TCMB tarafından yayınlanan Mayıs ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu’nda şöyle denildi: “Tüketici fiyatları Mayıs ayında yüzde 2,98 oranında artmış, yıllık enflasyon 3,53 puan yükselişle yüzde 73,50 olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde, tüketici yıllık enflasyonundaki artış alt gruplar geneline yayılırken bu gelişmeye en belirgin katkı temel mal ve hizmet gruplarından gelmiştir. Mayıs ayında, temel mal grubunda yıllık enflasyon tüm alt gruplarda artış kaydetmiştir. Hizmet grubunda yıllık fiyat artışı ulaştırma hizmetlerinde görece yatay seyrederken, lokanta-otelde daha belirgin olmak üzere diğer alt gruplarda yükselmiştir. Gıda fiyatlarında yıllık enflasyon işlenmemiş gıdada gerilerken işlenmiş gıdada yükselmeye devam etmiştir. Bir önceki ay yüksek oranda artan taze meyve sebze fiyatlarında bu dönemde sebze fiyatları kaynaklı olarak kısmi bir düzeltme izlenmiştir. Enerji fiyatlarında şebeke suyu ve akaryakıt kalemleri öne çıkmıştır.”

Karar