Röportaj/Söyleşi Muhammed Can 7Sabah'a konuştu; Ümmetin utancına Filistin'de ödenen bedel



ID:98767
Yayınlanma:
13 Eki 23

"İngiltere ve ABD öncülüğünde kurulan korsan bir devletin aynı kurucu hamileri tarafından desteklenmemesi ve kendi kaderine terk edilmesi düşünülebilir mi? Böyle bir olasılık, kurucu güçlerin İslam dünyasındaki varlıklarının da sonu olur. İslam ülkelerin yöneticileri de kendi tahakkümlerini sürdürebilmeleri açısından bu kurucu güçlerin bölgeden ayrılmalarını istememektedir. "

Filistin İslami Direniş Hareketi-Hamas tarafından 7 Ekim 2023 günü başlatılan Aksa Tufanı Operasyonu’nun etkileri sürüyor. Siyonist İsrail, rejim ve toplum olarak tarihi şok yaşıyor. Beklenmeyen bu askeri operasyon yalnız işgal altındaki Filistin’de değil belki bölgede hatta belki de dünyada dengeleri değiştirecek.

Bu konu üzerine Almanya’da mukim Türkiyeli yazar ve aktivist Muhammed Can ile görüştük ve kendisinin bu konu hakkındaki fikirlerini öğrenmeye çalıştık. Sorularımızı kendisine sorduk ve cevaplarını da siz okuyucularla paylaşıyoruz.

1-     Beklenmeyen Hamas Aksa Tufanı Operasyonu hakkında düşünceleriniz nedir?

Bismillahirahmanirrahim…

Öncelikle şunu belirteyim ki sorularınızın cevabı, doyurucu bilgilerle donatılıp açıklanması, okuyucunun iç dünyasına ışık tutabilecek uygun saha, burası müsaade etmemektedir.

Burada ana başlıklar sayılacak kısa açıklamalarla yetinelim.

Belirtmenin faydalı olacağı kanaatimle 2006 zaferinden sonra Hizbullah hakkında yazılan analitik çözümlü eserler gibi AKSA TUFANI zaferi hakkında da yazılabilir ve yazılmalıdır.

İslam dünyasının liderleri kör, sağır ve dilsizlerden oluşuyor. Bir diğer gerçek de şu ki Stockholm sendromuna tutulup halkının katiline aşık olmadan, göreve katilleri tarafından ataması yapılmaz.

Hamas, Filistin halkı tarafından seçimle yönetime gelmiş legal bir partidir. Kimsenin HAMAS'ı “terörist” bir örgüt görme ve gösterme edepsizliğinde bulunma hakkı yoktur. Kaldı ki Hamas'ı terörist örgüt olarak lanse eden egemen güçlerin kendileri örgütlü terör organlarıdır. Bu cümleden; NATO, ABD ve işgalci İsrail bunlar arasında ilk sırada gelir.

"Aksa Tufanı" operasyonu, işgalci ve terörist İsrail’den önce yukarıda söylenen katillerine aşık cenahın yüzüne atılmış bir tokattır.

İslam ülkelerinin yapması gereken operasyonu, bir kaç yüz Filistinli Mücahit genç üstlendi. Öyle ki sözde dünyanın 4. güçlü ordusu olmakla övünen işgalci bir orduya karşı bir avuç denilecek kadar az bir sayı ile.

Bu durum, İslam dünyasının sözde yöneticilerine ikinci bir utanç tokadı olmuştur.

2-     Hamas gerçekten de bu operasyon için hazırlanıp İsrail’in istihbarat ve askeri güçlerini atlatmayı başardı mı yoksa bazılarının iddia ettiği gibi bu bir Mossad tuzağı mı?

Hamas'ın kuruluşu ve bu günlere kadar gelen varoluşsal süreci hakkında konuşmak için, bu örgütün; askeri, siyasi ve tarihi bilincine tamamen vakıf olmak gerek. Böyle bir bilgiye ancak bu örgütün asli elemanlarından biri sahiptir. (Dışsal gözlem ve tahliller konu hakkında değerlendirmede bulunan uzmanın bilgisi, google bilgisi kadar olur!) Ki kendilerini yakın zamanda direniş ekseninin bir unsuru olarak ilan ettiler.

Bazıları dediğiniz cenahın İsrail lobisinin Türkiye’deki yerli ağzıdır. Bu güruh, İslam dünyasında Müslüman halkların emeği ile semizlenen ve aynı zamanda bu halkların manevi değerlerine hakaret etmeyi kendine vazife edinenlerdir.

Onlara göre Müslümanlar, İsrail'e itiraz etmemeli, edenler (Haber Türk editörlerinden, kuyruğu kısalmış, kılları dökülmüş, alnı öne çıkmış ve iki ayak üstüne kalktıktan sonra beyin gelişimi tamamlanmayan, primat familyasindan F.A'ya göre "Müslümanlar ...beyinsiz ve hatta İslam düşmanıdır.") ortaçağ Arap kültürü ile yaşayan, zamanın çok gerisinde kalmış, dünyada gelişen olgulardan habersiz, sorumluluk bilinci gelişmemiş, dışa(batı) bağımlılıkla yaşaması gereken, batılı müstekbirlerin her dediğini sorgusuz yerine getiren, itaatte kusur etmemesi gereken insanlar topluluğudur!?

Bu lobinin batılı efendilerine karşı sadakatleri kusursuzdur. Bunlar atlara bindirilmiş hazır kıta gibi günün 24 saati medya plazalarının önünde bekletilen emir erleridir. Kendilerine verilen/gelen ilk emirle

Sorumluluklarını ifa ederler.

Ukrayna-Rusya savaşında; Siyonist Zelensky’i, mazlum, V. Putin’i ise diktatör ve mazlum Ukraynalıları katleden gözü dönmüş katil göstermenin karşılığında günlük nevalelerine kavuşurlar.

Irak-İran savaşında; Saddam, Arapların baş kralı bir dahi, İmam Humeyni(R.a), çağın gerisinde kalmış, ne istediğini bilmeyen bir gerici.

Bu tanıma ve güruha göre söz konusu cenahın İsrail'in istihbarat ve askeri güçlerini atlatmak imkansızdır. Şayet böyle bir başarı göstermişlerse, bu da yine onların İstihbarat örgütlerinin ve en meşhur olanı MOSSAD tarafından kurgulanmış bir senaryodan ibarettir.

Fakat bilinmelidir ki bu böyle ve gerçek böyle değildir. Direniş ekseninin diğer oluşumları, gerek Lübnan, gerek Yemen ve gerekse başka sahalarda CİA, MI6, BND, MOSSAD gibi kolektif çatı altındaki kurumların çok önüne geçmiş, kendi öz kaynakları ile onların çok daha ötesinde bilgi üniteleri ve ağına sahiptir.

Bu tespitten sonra şöyle ifade etmeme müsaade edin.

İslam dünyasında ilahi liderlik ekseninde yenilmez, öncü ve çekirdek kadrolar oluştu. Oluşan bu kadroların elemanları bilgi ihtiyaçlarını, ilahi liderlik ve ilahi bilgi ünitelerinden beslenerek gidermektedirler.

Böylece bu kadroların yönettiği vurucu güçlerin sahaya çıkıp sıcak çatışmaya girmeden önce uyguladığı taktik veya yaydığı yanıltıcı bilgilerle, MOSSAD ve CIA gibi ruh hastası ve katillerden oluşan örgütleri yanıltması zor değil.

Bu durum ilk değil…

2006 Temmuz savaşında da benzeri yaşanmıştı. Keza, Suriye’deki teröre karşı verilen mücadelede de onlarca kez tekrarlanmış başarının son halkası, Aksa operasyonunda HAMAS tarafından uygulandı.

Demem odur ki İslam dünyasına MOSSAD'ın asla hata ve zafiyetinin olamayacağını, MOSSAD’dan önce onların içimizdeki yerli reklamcıları, halka kabul ettirmek istiyor. İslam İnkılabı rehberinin sözü ile " İsrail, onarılmaz bir yara almıştır."

3-     Bu operasyon Filistin tarafında (Filistin Yönetimi ve Mahmud Abbas) ile İsrail tarafında ne gibi değişikliklere yol açar.

Mahmut Abbas, meşru liderliği olmayan, işgalci İsrail tarafından Filistin halkına dayatılan kukla bir kişilik olduğu için bu zevatı baz alarak, Filistin ve geleceği hakkında söz söylemek doğru olmaz. Şayet Hamas'ın operasyona başlamasının hemen akabinde sıcak çatışmaya dahil olup rol alsaydı, belki değerlendirmeye alırdık.

Bu zaferden payını alamayacak kadar kişilik yoksunu, Yaser Arafat selefi bir şahıs hakkında, Ne denebilir ki?

4-     Hamas başarılı oldu mu? Olduysa bundan sonraki beklenti ve hedef nedir, İsrail nasıl karşılık verecek ve bu çatışma İsrail’in katliamları nereye kadar gider?

Başarının kriterleri neye göre değerlendirileceği ile ilintilidir.

Süfyani gelenekte, İmam Hüseyin yenilmiş, Yezid, savaşın galibidir.

Muhammedi öğretide savaşın galibi olmasa da zafer, kesinlikle İmam Hüseyin'indir!

İlahi öğreti okulunda mağlubiyet yoktur ve olamazda. Aksa tufanı operasyonu, yılların öfke birikiminin, bir halkın vurucu gücünde düşmana indirilmiş ve düşman tarafından asla telafisi mümkün olmayan büyük darbelerin ilkidir. Bundan sonra da indireceği darbelerle bağımsız Filistin'in özgürlük yolunun taşlarını döşeyecektir. Zira bu savaş, kuruluşundan bu güne, saldırı stratejisinden savuma stratejisine geçiş yapan İsrail'in içinde yapılıyor...

İsrail; İkinci dünya savaşı süreci ile başlattığı korsan göç politikasıyla birlikte bugüne kadar geliştirdiği bütün stratejisini istisnasız terör eylemleri üstüne kurmuş bir yapıdır. Böyle bir yapının takınacağı tavır ve ortaya koyacağı eylemlerin, bundan sonra savaş hukukuna uygun olacağını beklemek saflık olur. Düşünün ki İrgun, Haganah ve Mossad gibi Siyonist terör örgütlerin gölgesinde Nekbe ve Sabra-Şatilla gibi katliamları yapan katillerin kurduğu bir yapıda hala görev alan teröristlerin yönetiminde olan korsan bir devlet yapısından söz ediyoruz. Siz ve aziz okuyucularda takdir eder ki, böyle bir yapının değil insani değerler, uluslararası sözde insan haklarını bile kabul etmeyeceği ve bundan dolayı, bu yapının kökten temizlenmesi gerektiğidir.

Direniş cephesinin tavizsizliği bizim tespitimizi onaylıyor. Zira İslam İnklabı’nın kurucusu İmam Humeyni (r.a) "İsrail, mutlak Şer'dir." derken, bu kötülük kaynağının kurutulmasını önermişti.

5-     Lübnan direniş gücü Hizbullah Hamas’a destek verir mi ? Verirse sonuçları ne olur?

Lübnan direniş gücü kavramı, "Arap baharı" adı altında,  Suriye'ye dayatılan BOP savaşında,  güncelliğini yitirmiş bir kavramdır. Hizbullah'ın operasyon gücünün, Lübnan sınırları dışına çıkıp Suriye’de savaşa dahil olması ve savaşın yönünün belirginliğinde oynadığı üstün rolü biliyoruz.

Bundan dolayı Hizbullah'ı Lübnan sınırlarıyla sınırlandırmak, onun hak ettiği değeri bulamaması demek olur.

Hizbullah, direniş cephesinin öncü birlikleri içinde ilk sıralarda gelen kıtasal seçkin orduya dönüşen bir güçtür.

Hizbullah'ın, Hamas'a destek vermemesi düşünülemez.  Nitekim 2006 savaşı ve an itibari ile sahadaki tutum ve eylemleri kendisini tanıtıyor. Esasında direniş cephesinin unsurlarının İslam dünyasının farklı bölgelerinde konuşlanması,  onların birbirinden bağımsız olduğu anlamına gelmez. Nijerya'dan başlayın;

Irak, Yemen, Lübnan, Filistin Suriye ve diğer beldelerdeki direniş cephesinin hepsi istisnasız başarının iksirini velayet mektebinin ilahi öncüsüne olan kusursuz bağlılığından almaktadır.

6-     ABD sonuna kadar İsrail’in arkasında olduğunu gösterdi, maddi ve manevi-askeri olarak bölgede bu nasıl okunmalı?

İngiltere ve ABD öncülüğünde kurulan korsan bir devletin aynı kurucu hamileri tarafından desteklenmemesi ve kendi kaderine terk edilmesi düşünülebilir mi? Böyle bir olasılık, kurucu güçlerin İslam dünyasındaki varlıklarının da sonu olur.

İslam ülkelerin yöneticileri de kendi tahakkümlerini sürdürebilmeleri açısından bu kurucu güçlerin bölgeden ayrılmalarını istememektedir. 

ABD, NATO, İngiltere ve diğer müstemleke ülkelerin gerek askeri üs ve gerekse STK'larının varlığı onların yönetimlerinin sigortası hükmündedir. Bu aynı zamanda İsrail'in varlığının zorunlu olmasını gerektiriyor. Sözünü ettiğimiz İslam coğrafyasındaki yöneticiler tarafından koruma şemsiyesi görevini ifa etmektedir. Böylece son bir yüz yıl boyunca bu üçlü, başta manevi değerlerimiz olmak üzere yeraltı ve üstü zenginliklerimizi de rahatlıkla talan etmekle yetinmezler.

Yetinmezler, yanı sıra ödül olarak mezhep, ırk ve azınlık gibi ölümcül virüsleri aşılamayı da ihmal etmezler!

"Aksa Tufanı" operasyonu, devlet statüsünde olmayan bir örgütün eylemi. Böyle bir durumda süper güç olduğunu iddia eden ABD'nin, dünyanın en büyük savaş gemisi ile Akdeniz'e gelmesi gülünç değil mi?

Oysa aynı ABD'nin, bölgede İran haricinde Askeri üssü olmayan bir devlet mi var?

Öyleyse, bu telaş neden?

Bu nedenlerin cevabı bölgede konuşlandırılan ve batının öncü karargâhı statüsünde olan İsrail'in zevali demek, batının yaşam iksiri olan sömürü sisteminin de intiharı demek.

7-     Bu operasyona İsrail’in karşılığı sert oldu ve olmaya da devam ediyor. Şok halindeki Netanyahu hükümeti hukuku askıya aldı, savaş bakanı askerlerin yaptıkları nedeniyle yargılanmayacağını açıkladı. Kısaca meşhur atasözünde olduğu gibi, “Siyonist köpekler serbest, taşlar bağlı.” Bu nereye kadar devam eder, BM ve Arap-İslam dünyasının olaya bakışı nasıl olacaktır?

Bilakis, işgalci rejim İsrail ne yapacağını bilemez oldu. Öyle ki, Hamas'ın operasyona başlaması ile İsrail'in uğradığı şoktan çıkması 4 saat gibi bir süre…Bu belki de modern dünya savaş tarihinde bir ilktir.

Sözde başbakan Netanyahu'nun savaş hukukundan söz etmesi kadar gülünç bir cümle duyulmuş değil. Bebek katili, sözde devlet başkanı olan terörist birisinden savaş hukuku kavramını duymak, hukuk kavramına yapılmış suikasttır. Terör devletinin askeri bakanının biyografisini burada anlatacak değiliz.

Aziz okuyucularımız kendileri zaten biliyorlar, bilmeyenlerde araştırırlar. Geçmişi ve şu an ki konumu ile terör devletinin güvenliğini terör eylemleri ile sağlayan bir bakan!..

BM’nin daimî üyeleri sözsel varlığı olan ve ama gerçekte ABD terörizmini legalleştiren bir kurum….

Beş daimi üye haricinde uydu devletleri olan diğer üyelerin parmak kaldırmak veya başlarını emme- basma tulumba gibi oynatmaktan başka rolü olmayan masa süsleri!

Böyle bir bileşkeden kendi çıkarları doğrultusundan başka ne beklenebilir?

Arap dünyası mı?

İslam dünyası mı?

Kuruluşundan bugüne kadar çözümsüzlük üretmekten başka bir yeteneği olmayan, yukarıda sözünü ettiğimiz BM'nin, İslam adına İslam’ın içine koyulan "Batının Turuva Atı."

8-     İran direk olarak suçlanmasa da söylenenler o tarafa gidiyor. ABD ve İsrail’in İran’ı tehdit ettiğini biliyorsunuz. Bundan sonra olaylar daha da tırmanırsa İran’ın tepkisi ne olur ve İran'a karşı bir ABD-İsrail saldırısı olabilir mi, olursa sonuçları nasıl olur?

Yanılıyor olabiliriz!

İslam dünyasında İslam ve İslam milletleri aleyhinde ne zaman ve nerede bir karar veya eylem olursa, mutlaka ABD ve İsrail İran’ı sorumlu tutmuştur.

Onlar, yani batı dünyası ve onların gayr-i meşru çocuğu olan İsrail,  İslam İnkılabı ile birlikte nasıl bir darbe aldıklarını Müslüman halkalardan çok daha önce gördüler ve anladılar.

İslam İnkılabı dünyaya yönetim biçimi olarak yeni bir rol modellik ekolü sundu.

Nedir o rol model ya da yönetim?

Velayet-i Fakih modeli.

Bu modelin temel harcı; ilahi inancın birey ve topluma yüklediği gönüllü adanmışlık.

Hiçbir ideolojinin böyle bir birleştirici harcı yoktur ve olamaz da...

Rol modellik veya Velayet liderliğine itaati içselleştiren direniş cephesi orduları, direnişin ilham kaynağı olan ana karargahı İran'a, ABD ve İsrail'in veya NATO gibi düşmanlarının olası saldırısını, stratejik tedbir gereği önleyici savunma savaşı yapma durumunda kalacaktır.

Düşman, önleyici savunma savaşında Lübnan, Yemen ve Irak'taki deneyimlerinde ağır yenilgiler alarak mevziilerini terk ettiğini unutmuş değildir.

Buraya kadar işlenen konulardan sonra ABD-İsrail saldırısı olursa, bu durumda zaten İslam İnkılabı süreciyle başlamış olan  "bölgenin oynak taşları(!)", bölgenin asli sahiplerinin taşlarıyla değiştirilinceye kadar savaşılır.

9-     Ortadoğu’da dengeler belki de sınırlar değişiyor. Tarihi Aksa Tufanı Operasyonu sonrasında nasıl bir Ortadoğu ve İslam dünyasına uyanacağız?

ABD, küresel hegemonya liderliğinin son dönemine girmiş. Büyük Roma İmparatorluğu’nun parçalanmasına sebep olan dönemin İsevi muvahhitlerin diyarında bugün, muvahhit Hizbullah, Haşd-i Şaabi ve Hamas var. Roma’nın varisi olduğunu iddia eden ABD'nin, aynı coğrafyada dağılma ihtimali çok yüksek olasılık taşıyor.

Dikkat edersek, Hamas’ın zaferiyle birlikte hemen Filistin de iki devletli çözüm önerisi devreye sokuldu.

Ne zaman İsrail devleti dıştan gelen bir tehlike yaşarsa, adeta jokey kartı gibi bu argüman(iki devlet!) sunulur.  Önerinin kendisi hal-i hazırda terör devleti İsrail'in varlığını Filistinlilere ve İslam dünyasına kendini meşru kabul ettirme hinliğidir. Aynı zamanda Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ve dolayısı ile büyük İsrail'e hizmet demektir.

Değerli okuyucularda hatırlayacaktır, AK Partisinin lideri Erdoğan'a, ABD başkanı Obama tarafından Büyük Ortadoğu eş-bakanlığı verilmiş ve Obama TBMM’de başta askeri yetkililer dahil olmak üzere meclise brifing vermişti!

Yine BOP eş-başkanı Erdoğan'ın, "İsrail devletinin yaşama hakkını kimsenin tehdit etmesine Türkiye razı olmayacaktır” dediğini tarih kaydetti.

Tam da savaşın en kızgın anında toplanan TBMM, Filistin oturumunda kapalı kapılar ardında aldığı gizli kararın on yıl boyunca açıklanamayacağına dair aldığı karar!?

Sınırların değişeceği ve belki de çok uzak olmayan bir gelecekte, Ürdün(!), Filistin, Lübnan ve Suriye’den oluşan direniş cephesinin hedeflerini taşıyan devlet!

ve...

Bölgenin coğrafi sınırları değişecek.

Geri dönüşü olmayan süreç başladı.

Bu sefer bunu şekillendiren üst akıl ve dinamik güç de “Direniş Cephesi” olacaktır.

Son sözü, İmam Humeyni(r.a)'nın vasiyetinden alalım.

"Bağımsız İslam Cumhuriyetleri halinde tek ve evrensel (Mehdi â.f'ın)İslam devletine doğru gidin"

Röportaj/Murat Nazlı-7Sabah.com.tr